Şehir Çıkışı

Şehir Çıkışı
Yayın Tarihi: 1.10.2010 00:00:00

Tüm giysilerimi tek tek bavula yerleştirdim. Ardından takılarımı ayirdim, kutularına koydum... Onlar da bavula... Havluları yıkayıp kuruttum, bir daha ne zaman olduğunu bilmediğim dönüş için. Avludaki minderleri, kandilleri, aksesuarları, mangalı içeri taşıdım... Bisikletimi de... Buz dolabını boşalttım, atmaya kıyamadığım yiyecekleri verdim. Ağaçtaki narları topladım.

 

Son sabah erkenden kalktım. Kalan hazırlıkları da bitirdikten sonra köyde son bir ege kahvaltısı yapmak için çıktım. Şöyle yumurtali mumurtali! Finali lorlu kurabiyeyle yaptım... 

 

Eve döndüm ve tek tek bütün pencerelerin kepenklerini kapattım. Evimize, geçirdiğim son dört aya bir kez daha baktım ve kapıyı çekip şehir çıkısına doğru yola koyuldum...

 

Her ayrılık, her vedalaşma hüzün verir insana. Ben de hüzünlendim. Düşününce bu kadar günün ne kadar hızlı geçtiğine inanamadım. Sonuçta ev bizim, istediğimiz zaman gideriz, biliyorum... Ama sanki Alaçatı`yla ve evimizle değil, hayatımın bir dönemiyle vedalaşıyordum.

 

Çarşamba öğleden sonra İstanbul`daki evimizdeydim. Ne çok şey var yapılması gereken. Saatle ilişkim  tekrar başladı. İnsan yokken eşyalarının yeri bile yavaş yavaş değişiyor. İzlerin silinmeye başlıyor sanki usul usul... 

 

Bir eksik listesi yapayım dedim. Evde hiçbir şey kalmamış ki! Markette neredeyse tek araba yetmeyecekti! Akşam için balık da aldım. Kocamla şöyle bir akşam keyfi yapalım diye. Doğrusu ben kış sofralarımızı çok özledim.

 

Bu arada şehrin tadına bakmayı da ihmal etmedim. İpek`le Karaköy`de buluşup, Eski Galata Köprüsü`ndeki İstanbul Tasarım Haftası`na gittik. Doğrusunu söylemek gerekirse beni pek heyecanlandırmadı ama siz yine de görün derim. 3 Ekim`e kadar vaktiniz var.

 

Arkasından da baktık karnımız acıktı, e birbirimizi de özlemişiz, havalar hala dışarıda oturmamıza izin veriyorken, Cihangir White Mill`in bahçesinde bir öğle yemeği yiyelim dedik. Birer salata eşliğinde şehir sohbetlerinin açılısı da böylece yapıldı.

 

Karaköy, Haliç üzerinden Eski Galata Kulesi, Tarlabaşı üzerinden Taksim ve Cihangir... İlk gün için ne güzel bir kucaklaşma, merhabalaşma oldu İstanbul`umla... Ama kendimi ne kadar da acemi hissediyorum. Üzerimdeki kıyafetten bile emin değilim! Alıştım şortun üzerine t-shirt geçirmeye. Sürekli insanları kesiyorum ne giymişler diye... 

 

Bu acemilik çok sürmez ama söyleyeyim. Hafta sonu hele bir geçsin, o da geçer. Daha bavulumu açamadım inanır mısınız! Önce evdeki düzen otursun, gerisi çorap söküğü gibi gelecek... Herhalde siz de sıkılmışsınızdır şehirle kasaba arasında sıkışmış bu kızdan...

 



Yazarın Son Yazıları
-Walkerlar`ın Sırrı...

-Hayatınız Dizi Mi?

-Teşekkür Ederim...

-Asma Yaprağı, LaChapelle, Oi Va Voi...

-En Güzel Fotoğraf!

-Sevgilerin En Büyüğü!

-Ağacımı Süslerken...

-B Planınız Var Mı?


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-Walkerlar`ın Sırrı...

-Teşekkür Ederim...

-Cehennem gibi siyah, ölüm gibi güçlü, aşk gibi tatlı*

-Asma Yaprağı, LaChapelle, Oi Va Voi...

-En Güzel Fotoğraf!

-Hayatınız Dizi Mi?

-Seni Öyle Seviyorum Yani...

-Hayatımdaki insanlar...


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X