Sevgililer Günü Kaçamağı Créme Brulée

Sevgililer Günü Kaçamağı Créme Brulée
Yayın Tarihi: 10.02.2014 00:00:00

Cuma akşamı dışarı çıkmadığım için arkadaşlarım bana sıkıcı, emekli ya da dede gibi isimlerle sesleniyorlar. Halbuki ben bu akşamı evde çok güzel bir Fransız ile birlikte geçiriyorum, kimsenin haberi yok!


Kaçamak iyidir. Türk erkeği ya da cibilliyeti fark etmez, her erkeğin gözü dışarıdadır. Hatta kadınlar için bile, dışarıdaki hep daha çekicidir. Bu ister bir erkek olsun, isterse yemek. Ben de genlerimden gelen Türk erkekliği ile gözümü dışarıya dikiyorum. Özellikle “Rus Rus, en iyisi Rus abi," diyenlere katılmıyorum. Ben biraz daha Fransız seviyorum.



Créme Brulée, evlilik tarihime sayılı günler kala, benim aklımı başımdan almayı hala başarabilen tek Fransız. Evet evet, evlilik. Tabii ki bu kadar güzel yemekleri şanslı biri sürekli mideye indirecekti.

Créme Brulée aslında yanık krema anlamına geliyor. Normal pasta kreması dururken, yanık kremanın nesi çekici derseniz küçük bir hatırlatma yapabilirim. “Her topal atın bir alıcısı vardır”. Bir de benim gibi özellikle yanık, isli, dumanlı ve eski seviyorsanız alın size bir sürü bahane hazır. Créme Bruléeyi ilk önce François Massialot amca 1691 yılında yazmış. Nasıl bulduğu hakkında hiçbir fikrim yok; küçük küçük kremalar yaparken kızgın yağı üzerine mi dökmüş, bilinçli bir şekilde mi yakmış, "Hmm ben bunu lö karémelizze edeyim," mi demiş bilemedim. Ama her ne yaptıysa çok iyi yapmış; hem benim hem Amelie Poulén’in yalan yanlış atan kalbini kazanmış. Evet evet, Amelié ile benzer bir noktamız var; filmi hatırlayanlar için Amelié’nin kalp problemleri vardı, aynısı bende de var :)    

Bence tatlıyı yaptıktan sonra oturun Amelie izleyin; yok izleyemem, derseniz en azından dinleyin.
Link burada.

Malzemeler:

Krema 1 küçük kutu
Yumurta 3 tane, sadece sarısı
Süt, 250-300 gram
Toz şeker, 1 bardak
Esmer şeker, her servis için 1 tatlı kaşığı
Vanilya
Limon

 

Hazırlanışı:

Bence böyle tatlıları yaparken kendinizi iyi ve mutlu hissetmelisiniz. Bu biraz fazla gelebilir ama Créme Brulée yapmak için yeni bir tencere ve yeni servis tabakları alın. Böyle tatlı tatlı kırmızı tencere tavalar, güzel porselenden servis tabakları edinebilirsiniz.

Önce sütün ve kremanın tamamını o güzel kırmızı tenceremize alıyoruz, efendi efendi temiz temiz karıştırarak kaynayana kadar devam ediyoruz. François amcanın tarzında devam etmek isterseniz, ki ben öyle yapıyorum, bu aşamada içine biraz limon kabuğu rendesi ekliyoruz. Yarım limonun kabuğu yeterli olacaktır. Tabii ki biraz da vanilya... Ama asla paket vanilya değil, çekirdekleri çıkartılmış bir tam vanilya çubuğu. Kaynamak üzere iken tencerenin altını kapatın, fokurdatmaya gerek yok. Bu esnada vanilya çubuğunu da çıkartabilirsiniz.

Başka güzel bir kapta (kap mı demeli bilemedim) yumurtalarımızı 1 bardak şeker ile bir araya getirip çırpıyoruz. Çırpma teli kullanmanızı öneririm, kaşık çatal bir yere kadar. Beyazlayana, köpük köpük olana kadar çırpmaya devam, biraz kolunuz yorulabilir. Eğer beyaz şeker yerine esmer şeker kullanırsanız bu aşamada yumurtalar zaten çok beyaz olmayacaktır.

Çırpma işlemi tamamlanıp, krema ve süt soğuduğunda karışımları kırmızı tatlı tenceremizde bir araya getirelim. Bir araya getirirken de karıştırırak birbirleriyle kaynaşmalarını ihmal etmeyelim.

Bu aşamadan sonra fırına doğru yöneliyoruz. Bazı arkadaşlar fırın aşamasına geçmeden önce karışımı ocakta pişirmekten bahsetmişler, aman ha. Bunu yaparsanız o yumurtalar pek hoş olmaz. Zaten sıcak kalmalarını istesek karışımın soğumasını beklemezdik.

Karışımı küçük porselen kaplara, (tercihen çok da derin olmayan) eşit miktarlarda alalım. Çok yukarıdan dökmeyin, katmer katmer olmasını arada hava kalmasını istemeyiz.

Fırını 180 derecede ısıtıp, fırın tepsisine bir parmak kadar su dolduruyoruz. Bu önemli bir nokta, su koymadan küçük tatlılarımızı tepsiye dizmeyelim. Aksi takdirde Créme Brulée değil daha çok bir çeşit kazandibi yersiniz.

180 derecede 30-35 dakika kadar güzelce kızartın. Utanmaya başlamış minik çocuklar gibi önce pembe sonra renkten renge girsinler.

Pişirme işlemi bittiğinde alıp kaplarımızı buzdolabına koyuyoruz. Şaka şaka, sakın ha. Neredeyse hiç bir tatlı pişer pişmez buzdolabına konulmaz. Dışarıda bırakın, doğal mutfak ortamında, tam olarak ısıları kaybolduğunda buzdolabına koyabilirsiniz.

Yemeye başlamadan karamelize etmemiz gerekiyor. Bu kısmı ister mutfağınızda ister yemek masasında arkadaşlarınıza şov yaparak tamamlayabilirsiniz. Tatlının üstünü 1 tatlı kaşığı esmer şeker ile kaplayın sonra mutfak pürmüzü, ısı tabancası, ya da jet motoru gibi yanan 1 liralık Eminönü çakmağı ile şekerleri eritmeye başlayın.

Ne kadar süre yakalım derseniz, çakmağınızın gücüne göre bir süreç olacaktır. O yüzden şekerleri 1 dakika eritin dememiz zor... Şekerler kristalize olana dek eritmemiz gerekiyor işte. Amelie`nin üzerini kırdığı gibi yemek istiyorsanız iyice kristalize edin, sertleştirin.

Ekmeksiz yiyin ve çok sevin, çok aşık olun.

Afiyet olsun!




Yazarın Son Yazıları
-Koca koca çilekli reçel

-Sandviç 101

-Yalnız kek, tek kişilik Brownie

-Fırında Hamsiköy Sütlacı

-Bu Fransız Bi Harika Dostum!

-Yalnızlığın tedavisi = Şeker

-Fırında makarna değil, Mac and Cheese

-Her Fanteziye Gelen Triple Chocolate Cookies


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-Park hayatı ve Oreo`lu Çikolatalı Brownie

-Pazartesi sendromu da neymiş ayol pizzası!

-You got cookies So share it maybe!

-Her Fanteziye Gelen Triple Chocolate Cookies

-Sevgililer Günü Kaçamağı Créme Brulée

-Sunday Roast & Yorkshire Pudding

-Sar beni sarmala beni, Muzlu Rulo Pasta!

-En tatlı pazarlar, pişiyle başlar!


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X