KOYUN SEVİNCEMELER- 2

KOYUN SEVİNCEMELER- 2
Yayın Tarihi: 15.12.2010 00:00:00

 

Hikayemize devam etmeden önce bana gelen geri bildirimlerde, hayvan kesenleri canavar olarak mı değerlendiriyorum sorusuydu. Elbette ki hayır! Ben katliamın her türlüsüne karşıyım. Bu ister insan ister bitki ve de isterse hayvan olsun, benim için hepsi aynıdır. Sırf canı öyle istedi diye katliam yapanların bir nebze de olsa düşünmelerini sağlamak için yazdığım bu masalın; gerçek anlamını kavrayan insanlardan olmamızı diliyorum. Ve masalımıza kaldığımız yerden devam ediyorum...
Bölüm 2
Onları gerçekten derin uykudan uyandırabilecek miydim? Asırlardır süren bu olayın gerçeğini onlara anlatabilecek miydim? Frensonia usta bunu sadece sevdiklerine anlat demişti ama ben herkese anlatmak istiyorum zira, hepinizi zaten çok seviyorum.
Ben, bulutların üstündeyken, meleklerle her zaman irtibat içindeydim. Onlardan her zaman sevgiyi, adaleti, dengeyi insana olan saygıyı öğrendim. Hatta bir keresinde usta Frensonia usta bana ‘ yaratımların içinde en yüce olan insandır sevincemeler, biz onlara her zaman çok sevgi ve saygı duyarız, bunu hiç unutma’ demişti.
Peki nasıl olmuştu da kurban adamak, Tanrı’nın istediğinin bu olduğu düşüncesin de kesişmişti? Sadece bu değil, ne olmuştu da boğa kardeşlerim arenada ölmeye ya da öldürmeye zorlanmıştı? Ya da horoz kardeşlerim, birbirlerinin gözünü çıkarıncaya kadar neden dövüştürülüyordu? En akıl almadık eylemlerden biri de avlanmaktır. Madem dostlarımızı, saygı duymadan katlediyorsunuz, o zaman onların kanını Tanrı’ya sunarken kendinizi nasıl arınmış ve görevinizi yerine getirmiş hissediyorsunuz? Bu ikilem değil midir? Sizin saygı duymadığınız bu varlıklar Tanrı’nın nazarında tahmin edemeyeceğiniz kadar kutsaldır.
Siz yüce varlıklara ne olmuş da, kendinize böylesine duygusuz insanlara dönüşme izni vermiştiniz? Anlamaya çalışmıyorum, anlama kabiliyetimi genişletmeye çalışıyorum...
Hikayeyi kısaca özetlemek gerekirse: yüce bir peygamber olan Hz. İbrahim bir erkek evlat dilemiş rabbinden ve gerçekleşirse onu Tanrı’ya adayacağını söylemişti. Ve dileği kabul olmuştu. Bir erkek evlat olarak Hz. İsmail dünyaya gelmişti. Sonrasını biliyoruz. Sözünü yerine getirmek üzere Hz. İsmail’in gözlerini bağlayarak kurban etmeye hazırlanmıştı. Hz. İbrahim’in sözünün sadıklığına inanan Tanrı, ona mükafat olarak gökten bir koç göndererek, oğlunun yerine bu koçu adayabileceğini müjdelemişti.
İşte bu gün, tüm müslüman alemlerinin kurban bayramı olarak kabul edilmiş ve her sene insanlar haç mevsimiyle birlikte Tanrı’ya hayvan kurban etmeye başlamışlardı.
Buraya kadar olan hikayenin daha sonrasında da şiddet gün be gün artarak devam etmişti. Günümüzde de çok az insanın gerçek anlamını sorguladıkları bir şekilde de hala devam ediyor.
Nedir gerçek anlamı? Aktarılmak istene gerçek mesaj nedir? Hayvanları kesmek nasıl bir ibadeti yerine getirmektir? Amaç sadece denildiği üzere bir emri yerine getirmek mi? Adanılan hayvanların, tıpkı siz insanlar gibi canlı ve duyguları olabilme ihtimalinin, farkına varamayanlar nasıl olabillr? Ağlayan ineklerin göz yaşlarını nasıl görmezsiniz?
Desem ki şimdi size’ sevgili insancıklar, sevgili yüce varlıklar, bu ibadetin esas amacı hayvanı kesmek değil, insanın kör tarafını kesmektir. Dünyayı benlik zaaflarına karşı unutmaktır. Ama bu unutmak aslını hatırlamaktır. Sizler çok kadim ve yüce varlıklarsınız. Size sembolik olarak gönderilen, koç arkadaşımız gönüllüydü. Adı da kurbiyet yani yakınlık’ dı. Sizlere kendinize yakın olun mesajını veriyordu.
Hz. İbrahim oğlunun gözlerini bağlayarak aslında açılmasını sağlamıştı. Bizlere insanlığı aşağıya çekecek düşünceleri kesmemizi öğütlüyordu. Neden adak bir oğul sembolüydü de kız sembolü değildi? Kızlar kurban edilemeyecek kadar değersiz miydi de en değerli varlık olarak erkek evlat adanıyordu?
Elbette Hayır! Hazineler sembolik hep sandıklarda saklanır. Bizim sandığımızın içinde çok değerli hazinelerimiz vardır. Sandık bizim bedenimizi yani dişi tarafımızı simgelerken, içimizdeki hazinede erkek tarafımızı simgeler.
Hz. İbrahim hazinesinin kaynağını keşfetme noktasında erkek evlat dilemişti. Ve ona verilmesi halinde onu  tekrar onu ait olduğu yere yani kaynağa geri vereceğini adamıştı.
Bu hazine öylesine değerlidir ki dişi bedenlerimizde bunu deneyimleriz ama hazinenin, aslına geri dönen dairesel haraketine de izin veririz. Bu sayede sandığımızın içi, en değerli hazinelerle bize geri döner. Kendini bilme yolu, hazine sandığının içindeki en büyük adak ve ibadettir. Dolayısıyla, kendini bu bilişe adayanlar gerçek kurbandır.
Sandık her zaman dolu olacaktır. Ama hayvanları katlederek sandık dolmuyor aksine her geçen gün dostlarımızın nesli tükeniyor. Dünya ete doydu. Hayvanlar katliamdan bunaldı. Kesim sırasında havaya karışan metan gazı, gezegeninize ve  size çok ağır faturalarla geri dönüyor. Biz buradan bunu gördükçe çok üzülüyoruz.
Kesim zamanı gelecek olan dostlarımızı, şefkat ve sevgi ile bize uğurlayın. Kesilmek istemediklerini belirtenlere kör bıçağı vurmayın. Genç inekleri, kuzuları kesmeyin. Hayat haklarını ellerinden almayın. Ne zaman genç inek arkadaşlarımız kesilse, yaşlı ineklerin bu yüzden ağlamalarına dayanamıyoruz.
Onlar birbirlerine kıyamazken siz nasıl oluyorda göz bandınızı hala açmıyorsunuz? Hz. İsmail, teslim edilen hazine yani `teslimiyetti.` Kendinize hakikate teslim olma gücünü verin. Korku duygusuna teslim olarak, sırat köprüsünde sizi bekleyen hayvan dostlarımızın olacağının garantisine değil!
Hz. İsmail’den sonra bildiğiniz gibi onun soyundan Hz. Muhammed gelmişti ve merhametlilerin en yücesi, inanların en büyük ilahi peygamberi olarak anılmış ve sevgi, aşk hoşgörü temasıyla bu din yayılmıştı. Küvetlerin içinde hayvan katliamı olsun diye değil! Kör bıçak darbelerinden kaçarken kanlar içinde yere yığılan dostlarımız olsun diye değil! Hayvan dostlarımızı eziyet çektirerek dövüştürelim diye değil!    
Sevgili insan dostlarım umarım bugün derin uykunuzdan sizleri biraz olsun gerçeğe uyandırabilmişimdir. Hayvan katliamlarının büyük bir ekonomik gücü temsil ettiğinin farkındayım. Sektör, etten ve sütten oldukça büyük bir rant sağlıyor. Aslında ne kadar besili hayvan dostalarımız varsa, bu sektör onları antibiyotik ve hormon sayesinde zaten çok önceden öldürüyor ama sevgili insan dostlarımız şimdi söyleyeceğim şey için bana kızmayınız. Zaten sizin biliminiz de bunu onaylıyor...
Siz de hayvanlarla birlikte yavaş yavaş da olsa ölüyorsunuz! Hastalıklarınız sağlıklı olmayan etler yüzünden çok fazla arttı. Bir gün kesilecek hayvan dostlarımız zaten kalmayacak. Ben bu yüzden yeryüzüne gönderilmedim. Görevim bitince tekrar döneceğim ama bu gidişle sadece ben kalacağım. Numunelik olarak da göklerde gezineceğim.
Şimdi, size duyduğum sonsuz sevgi ve aşkla, ben koyun sevincemeler olarak, geldiğim gibi  kuzu kuzu gidiyorum....
 
 
 
 
 



Yazarın Son Yazıları
-YENİ BİN YILIN KUTLAMASI!

-İNSAN VE BİRİCİKLİK

-ISSIZ ADANIN RUZİBE TASARIMI

-TECAVÜZE UĞRAYAN ÖZGECAN DEĞİLDİR!

-SEVGİLİMİZLE AYNI ODADAYKEN, ONA MEKTUP YAZMAK!

-Aralık Ayında Bizi Neler Bekliyor?

-ÖYLESİNE AŞK OLMAZ !

-VAROLUŞ İÇİN KURMACALAR


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-HAYVANLARIMIZI ASLINDA NEDEN SEVMELİYİZ?

-VEGAN OLMAK KORKULU BİR RÜYA MIDIR?

-SİZDEN OL`MA SİZİ SEVMEK!

-SEVGİLİLER GÜNÜ VE BİR AŞK HİKAYESİ

-KRALİÇE ÇIPLAK

-YORUMSUZ!

-Ben Bir Yunus Olsaydım...

-PEMBE HANIM VE MUTLU BEY! BU SEFER DE OLMADI


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X