Kirpi Dasbi-3

Kirpi Dasbi-3
Yayın Tarihi: 15.01.2012 00:00:00

 

KİRPİ DASBİ-3
Dasbi 5 tane sihirli taşı ellerinde tutmaya başlar başlamaz ilk olarak yere açık yeşik olan D harfi düştü. Giderek şekil değiştirdi ve bir anda Dasbi’yi de içine alarak onu dönüştürmeye başladı. Dasbi hiç olmadığı kadar sakindi. D harfinin anlamını kavramıştı.
D= Dönüşüm demekti.
Dasbi bu yolculuğunun onu neye dönüştürdüğünü artık biliyordu. Ruhunun sırlarına bu dönüşüm sayesinde ulaşabilecekti. Her varlığın kendi dönüşüm sürecinin aslında ruhunun akmasına izin verdiği ölçüde gerçekleşebileceğini biliyordu. O, bu yolculuğa çıkma cesaretini göstererek zaten kendi dönüşümüne de izin vermişti. Umutsuzluk  umuda, hüzün sevince dönüşmüştü, Ve kendine en can alıcı soruyu sordu. Neye dönüştüm? Cevap hemen hızla geldi. Kendin olduğun o saf bilince geri döndün. Dönüşüm yanlız kendinden kendine olabilir.
Hızla gelen cevap Dasbi’nin başını döndürmüştü. Taşlar açık yeşil bir halden kırmızı tona dönüşmüştü. ve bu sefer sırada A harfi vardı. Ona bakınca korkusunun da dönüşmüş olduğunu gördü.
A= Aşk demekti.
Kirpi Gua hanım ona ayrılık duygusunu Aşk ile anlatmıştı. Aşık olduğumuz kişiden ayrılma korkusu ile ona örnek vermişti. Neden ayrılıkdan korkardı bir varlık? Hem de bu kadar aşk hakim bir evrende yaşarken? Neden sadece Aşk yetmezdi bizlere? Bu kadar öze temas eden güçlü enerji olmasına rağmen neden sonsuzluğun anahtarının kilidi hep kitli kalırdı? Neydi gerçekte Aşk?
Cevap daha da hızla geldi. Aşk senin kendine duyduğun en derin sevgi ifadendir. Aşk sevginin elbisesidir. Onu kırmızı giymeyi çok sever çünkü kırmızı kan rengidir ve hayatta kalmamız kana bağlıdır. Sevgi çok güçlü olunca, aşk imdata koşarak onu parçalara böler. Her  kapıdan aşk çıkar. Her deneyimin özünde sevgi vardır ve aşkın gözünü kör eden  bu özdeki sevginin içine bakmayı bilmesidir. Dışarı bakan değil, içeriyi besleyen aşk büyük bir onurlandırılmayla kör olmayı kabul eder ve hem içeriyi hem dışarıyı kırmızıya boyar.
Dasbi çok fazla sarhoş olmaya başlamıştı. Aldığı bilgiler gerçeken de onu inanılmaz bir sihrin içine çekmişti. Tabii diye düşündü Dasbi. Ben sihirin ta kendisiyim. O anda taşlar hızla pembe renginde dönmeye başladı ve S harfi yere düştü.
S= Sihir demekti.
 Dasbi hayatı boyunca sihire inanmamıştı. Bunu söyleyenlerle de dalga geçmişti. Oysa sihirin kendisi olduğunu anlaması ile hayatı bir anda değişime uğramıştı. Üstelik bunun için kimseden yardım almamıştı. Sihir nedir? diye düşünürken cevap bu sefer Kirpi Gua hanım’ın karşısında belirmesi ile olmuştu.
“ Sevgili Dasbi, en büyük sihir; evrende yanlız olmadığını bildiğin zaman yaratılır. Sihir çok güçlü bir parçandır ve doğuştan senin hakkındır. Kendine özel bir dünyası vardır ve sen oraya adım atar atmaz, kişiye özel damgasını tanıyarak devreye girer. Sana “emrindeyim” der. “Dile benden ne dilersen” der. O senin Tanrısal yanının sana hediyesidir.
Bizler dünyaya gelirken yanımızda ismimizin gizemlerini de barındıran, sihir bavullarını da getirdik ki bunu, ihtiyaç duyduğumuzda hemen açıp kullanalım diye yaptık. Bavulun içinde bir asa (şifa gücü), bir şapka ( idrak gücü), bir pelerin  (yükseliş gücü) bir gözlük ( görme gücü) ve en önemlisi nefes topu (anın gücü) getirdik. Tüm bunları bir araya getirdiğin de ortaya muazaam güçlü bir sihir çıkartacaksın.”
“Peki bu bavul şu an nerde” dedi Dasbi.
“ Ah! Sevgili çocuğum bu yine senin bulabileceğin bir cevap. Ben sana yolu açabilirim ancak yolda yürüyecek olan sensin. Tek yapman gereken kendine hatırlama izni ver.”
Dasbi kendini bir anda bu müthiş hatırlamanın enerjisine verdi. Birden geriye kalan taşlardam mavi olanı muhteşem şekilde parlayarak yere düştü.
B= Bütünleşmek demekti.
Fakat bu sefer bembeyaz bir ışık demeti gibi parlayan son taşda yere düşerek kendini gösterdi.
İ= İmgeleme demekti.
Bütünleşmek ve İmgeleme bir araya geldiğinde gerçekten de Sihir etkisi yaratabilir miydi? Kendisi ile bütünleştiğini hissederek, çok büyük bir imgeleme yaptı Dasbi.  
Sevgiyi çok güçlü bir şekilde imgeledi. O an tüm evren onun bu sevgi imgelemesi ile titreşti. Yükselişe geçmişti ama öyle zannedildiği gibi etinden kemiğinden uzaklaşarak yapmamıştı, tam tersine bedeninin hiç bu kadar farkında olmamıştı. O an en büyük sihirin devreye girdiğini anladı. Eğer kendinin farkında olabilirse ancak yükseliş gerçekleşebiliyordu. Kendini her halinle kabul ederse, ve şefkatle, yargısızca kendine yaklaşırsa büyük bir üstat olabileceğini anlamıştı.
Sevgili okuyucular, hepimiz birer Dasbi’yiz. İsmimiz kendi içinde sırlar barındıran en büyük bavulumuz. Onu gelirken yanımızda getirdik ve hala arayıp duruyoruz. Siz de bundan sonra kendi isminizin içine bakmayı deneyin ve göreceksiniz ki; Alice Harikalar diyarını anlayabilmek için girdiğimiz tavşan deliği bizden başka bir yerde değil.
Haydi sihir başlasın. Bavullardan aletler çıksın ve oynamaya başlayalım hep birlikte. Sihirli dünyanıza hoşgeldiniz!
 
 



Yazarın Son Yazıları
-YENİ BİN YILIN KUTLAMASI!

-İNSAN VE BİRİCİKLİK

-ISSIZ ADANIN RUZİBE TASARIMI

-TECAVÜZE UĞRAYAN ÖZGECAN DEĞİLDİR!

-SEVGİLİMİZLE AYNI ODADAYKEN, ONA MEKTUP YAZMAK!

-Aralık Ayında Bizi Neler Bekliyor?

-ÖYLESİNE AŞK OLMAZ !

-VAROLUŞ İÇİN KURMACALAR


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-HAYVANLARIMIZI ASLINDA NEDEN SEVMELİYİZ?

-VEGAN OLMAK KORKULU BİR RÜYA MIDIR?

-SİZDEN OL`MA SİZİ SEVMEK!

-SEVGİLİLER GÜNÜ VE BİR AŞK HİKAYESİ

-KRALİÇE ÇIPLAK

-YORUMSUZ!

-Ben Bir Yunus Olsaydım...

-PEMBE HANIM VE MUTLU BEY! BU SEFER DE OLMADI


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X