Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin
Güçlü ve fit olmak için çok fazla çaba sarf ediyoruz. Bu uğurda kendimize karşı sert ve acımasızız. Tüm bu zorlanmanın altında yatan nedenleri öğrenirsek belki kendimize daha şefkatli olabiliriz. Derleyen: Dilara Adaş, Zeynep Kun

 

 

Yayın Tarihi: 11.10.2021 13:52:00

1 | 4
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin

Derleyen: Dilara Adaş, Zeynep Kun

 

Bazen fazla kilolarımızı vermek için haftalarca “kemer sıkıyoruz”. Konu kilo vermekse bu uğurda akıp giden zamanın pek de önemi yok. Ancak unutmayın ki aç kalmak bizi her bakımdan zayıf düşürüyor. Tam da bu noktada dünyada olup bitenlere baktığımızda sporun bir yaşam tarzı haline geldiğini, her geçen gün yeni bir egzersiz türünün benimsendiğini ve sağlıklı beslenmenin hiç olmadığı kadar önem taşıdığını görüyoruz. Katı rejimler günümüzde artık tabaklarla değil, yapılan sporlar, takip edilen internet sayfaları ve kadın dergileriyle ölçülüyor. Kardiyovasküler egzersizle dört kilo veren 45 yaşındaki Esra’ya göre, vücuda tam anlamıyla şekil veren tek şey incelme. İnceliği ise kaslar sağlıyor. “Spor yapmak fazla kilolar için bir çözüm. Vücudu yeniden keşfetme olanağı sunuyor. Sıkılaşma egzersizleri yaparken ve bacaklarımı hem güçlendirip hem de şekillendirirken değiştiğimi fark ediyorum.

 

Spor sayesinde incelme yalnızca gözle görülmüyor, aynı zamanda hissediliyor. İrileşmekten çekinen kadınlar, bilinen anlamda ağır vücut geliştirme egzersizlerine bulaşmadan da kas sistemleri üzerinde çalışabiliyorlar. Fransız tarihçi Alain Corbin, sporun evrimi ile ilgili “Bedenin Tarihi” adlı kitabında bu alanda gelinen son noktayı şöyle özetliyor: “Günümüzde en revaçta olan şey bedenin belirsiz, hatta riskli değişimlere kolayca ayak uydurabileceği hissiyle sınırlarla oynamaktır.


2 | 4
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin

Meydan okuyoruz


Örneğin, nefes kesen hızda yapılan “High Intensity Interval Training” (HIIT) yani Yüksek Yoğunluklu ve Aralıklı Egzersiz, yarım saatten kısa sürede yağ yakmayı vaat ediyor. Vücudu dayanıklı hale getirmek için kurbağa sıçramaları, sürünme, squat gibi hareketler art arda yapılıyor. Yeni akım spor egzersizlerinden Crossfit’te de “düello”lar yapılıyor, “komando kampı”na giriliyor. Halter, fitness ve atletizm karışımı tablet egzersizlerle çıta yükseltilip kilolara karşı verdiğimiz mücadele artırılıyor. Crossfit dersinden çıkan 40 yaşındaki Elif, gururlu bir şekilde anlatıyor: “Güce karşı meydan okuyoruz. Bu şekilde vücudumu zorlayarak şekle soktuğumu hissediyorum.”


Her ne kadar kulağa mazoşistçe gelse de bu doğaya meydan okuma, vücudu zorlama ve güzel gözükme isteği aslında çok eski çağlardan beri var olan bir mesele. “Bazıları istedikleri siluete ulaşmak konusunda kendilerini yeteneksiz hisseder. Bu nedenle ‘vücutlarının eğitimini’, onlara kendilerini yeteri kadar aşmadıklarını hatırlatan disiplinli bir koça emanet ederler” diyor Antropolog Gilles Boëtsch.

 

“Kendimizi bırakmış, çökmüş hissetmiyoruz” diyor Fat Burning (yağ yakıcı) pilates dersine kaydolan 47 yaşındaki Zeynep. Annesinin vefatından sonra 10 kilo alıp şimdi yeniden hareket etmeye başladığını anlatıyor. “Hayat zorluklarla dolu. Kendimi güçlü hissetmek ve en ufak bir meselede yıkılmadan durmak istiyorum. Spor bu konuda bana büyük destek veriyor.” Farklı isimler altında zayıf ve güzel vücut vaat eden bu spor dersleri aslında uykuda olan ve bizim dahi farkında olmadığımız duyguları da harekete geçirebiliyor. Öyle ki, koçu ona kum torbalarını yumruklamasını söylediğinde, 36 yaşındaki Gözde daha önce hiç dövüşmediğini, bu tip sporları çok erkeksi bulduğunu söylüyor. Ancak kum torbasını yumrukladıkça içindeki birikmiş kızgınlığın farkına varmış ve bu sporu bir tür deşarj yöntemi olarak kullanmaya başlamış. “O torbayı yumruklamanın bana güven verdiğini fark ettim. Artık bu egzersiz benim için oyun oynamak gibi bir şey.”

 

Ruhsal değişim
 

Alain Corbin, “Bedenin Tarihi” adlı kitabında, kişisel antrenman değişimini tarihsel boyutta inceliyor. “Titizlik ve azim; hareketleri etkiliyor, isteği çalışmaya dönüştürerek gelişmeyi telkin ediyor, başarıyı besliyor. Kuvvet ve sağlıktan başka şey anlatmayan yeni kelimelerin ve onlara eklenen resimlerin ortaya koyduğu budur” diyor Corbin. Kişisel antrenmanların geçirdiği değişimle ilgili olarak da düşüncelerini şöyle paylaşıyor: “Antrenmanlar, kendinin hâkimi olmak için farklı yollar yaratıp iç dünyanın duyumlarını ve dayanaklarını kullanarak, içsel referansları ve işaretleri süsleyerek daha psikolojik bir anlam kazandı ve içselleştirildi. O güne dek bedensel pratiklerde pek bahsi geçmemiş olan yeni bir âlem yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Sınanan, sorgulanan, bilinç düzeyine çıkarılan kasların dünyasıydı bu. Tıpkı moderniteyle birlikte kendini, kendinin efendisi olarak ifade etmekte daha ısrarcı olan birey gibi beden de psikolojik bir anlam kazanmıştı. Böylece yepyeni egzersizler piyasaya sürüldü.”

 


3 | 4
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin

Güç topluyoruz
 

Sertlik, güç ve hız eril prensiplerdir, güçsüzlük ve yumuşaklık ise dişilikle ilişkilendirilir” hatırlatmasını yapıyor Gilles Boëtsch ve ekliyor: “Ama rekabet sadece erkekler arasında vuku bulmuyor. Öyle ki erkekler ve kadınlar bedensel düzlemde de karşı karşıya geliyorlar. Erkekler görünüşlerini iyileştirirken kadınlar kas gücü elde ediyorlar.”


Vücudu benimsemek için vücudun yaratıcısı olmak gerekiyor. Bu şekilde vücut araç değil, amaç haline dönüşüyor” diyor Psikolog Sophie Cheval. Tıpkı bir heykeltıraşın kille yaptığı gibi çıkıntılarımızı yuvarlatabilir, vücudumuzu şekillendirebiliriz. Üstelik çoğu kişi çabalarının karşılığını boşa çıkarmamak için yediklerine de dikkat ediyor. Sadece vücutları değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıkları da değişime uğruyor. “İnsanlar dış görünüşlerini şekillendirmek için kendi kurallarını icat ediyor. Estetik kaygıyla düzenli olarak fiziksel aktiviteleri takip etmek ve daha sağlıklı olabilmek için besin takviyesinde bulunmak gibi” diyerek durumu analiz ediyor Gilles Boëtsch.

 

Sophie Cheval’e göre, besin alımını azaltmak yerine kalori harcamasını artırmak rejimlerin başarısızlığını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda cildin terden parladığını görmek, kalbin daha hızlı çarptığını hissetmek ve baldırların “yandığını” duyumsamak kişiye belli bir keyif veriyor. Ancak bu noktada da dikkatli
olmak gerekiyor, çünkü kimilerinde zayıflamak için acı çekmek bir takıntı haline gelebiliyor.


Yaşama sevincini koruyoruz


“Bedenin Tarihi” kitabında, sağlık dergileri ve güzellik kitaplarıyla yayılan bu fit olma anlayışının bedenin üzerindeki yeni rolü de inceleniyor. Buna göre, “beden yatıştırılması gereken bir ‘partner’, huzura kavuşturularak özneyle daha uyumlu kılınması gereken bir varlık ve nihayet benliğin daha kaypak ya da daha gizli bölgelerinin yerini tutan bir vekildir. Hatta beden, kişiliğin neredeyse psikolojik bir parçasına dönüşmüştür.


Bireyselleşmenin önderliğindeki uzun bir yolculuğun sonunda, 20. yüzyılın başında, kaslara yapılan yatırımın hedefi olarak kendine güvene dayanan eski modelin yerini bir asır sonra fiziksel olarak bedenin içini çalıştırarak kendini geliştirmeye yönelik bir model almıştır”. Bazen de çeşitli sosyal paylaşımlarda çok fazla “like” alamamanın yarattığı moral bozukluğu özeleştiri riskini artırabiliyor.

 

Tumblr veya Instagram’daki “fitspiration” fotoğrafları, halter emojileri, kendimizle gurur duyduğumuz ev yapımı salata fotoğrafları, amuda kalkmış pilates halleri bu konudaki hevesimizi gösteriyor. Bir de karınlarının önce/sonra fotoğraflarını yayınlayanlar var. Kendi deneyimlerini paylaşan insanlar bir bakıma diğerlerini de motive ediyor. “Şişmanlama, yaşlanma gibi korkuları beslememek ve yaşama sevincini yitirmemek gerekiyor” diyerek tavsiyede bulunuyor Sophie Cheval. Bir topluluğa dahil olmak, oradan destek almak, sağlıklı bir vücuda sahip olmak, bunlar hep güzel motivasyonlar.


4 | 4
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin
Beden İmgesi: Bedeninize Bu Kadar Yüklenmeyin

Beslenme ve spor koçu Seda Ertürk Söylen: “Doğru yapılan spor daha mutlu hissetmemizi sağlar.”
 

  • Birçok bilimsel çalışma, yağ kitlesi kaybetmede Crossfit ve HIIT gibi konsantre spor programlarının etkinliğini doğruluyor. Siz bunu ne kadar sağlıklı buluyorsunuz?

    Bu tür yüksek yoğunluklu egzersiz programları yağ yakımına destek olduğundan ve antrenman sonrası süreçte de metabolizmayı hızlandırarak günlük toplam kalori yakımını artırdığından son dönemde oldukça tercih ediliyor. Bence aktif bir yaşam tarzı sağlıklı olmanın önemli bir parçası. Ancak kişinin vücut ve sağlık durumuna uygun bir egzersiz programını uygulaması ve bunun keyif aldığı bir aktivite olması gerekir; yani spor kişiye özeldir. Bazı kişiler için bu tür konsantre spor programları uygunken, bazıları için daha hafif egzersizler daha etkin ve faydalıdır. Kaldı ki vücudun kendi ağırlığıyla bile pek çok kas grubu çalıştırılabilir.
     
  • Bu tip çalışmaların ne gibi yan etkileri olabilir?

    Bu programları uygulayacak kişilerin tamamen sağlıklı olmaları, doğru teknikleri kullanmaları ve mutlaka yeterli donanıma sahip bir kişisel antrenörle çalışmaları gerekiyor. Aksi takdirde, yapılan hareketler kardiyak problemlere, eklem ve kas iskelet sistemi hasarlarına sebep olabilir.

     
  • Yüksek yoğunluklu programların bağımlılık yaratma riski var mı?

    Spor sırasında salgılanan endorfin ve spor sonrasında salgılanan serotonin hormonları daha mutlu hissetmemizi sağlar. Ancak özellikle endorfin salınımı için sınırların biraz zorlanması gerekir. Eğer kişi belirli bir süredir yüksek yoğunluklu egzersiz programı uyguluyorsa, endorfinin salgılanmasına devam etmesi için yine yoğun programına devam etme isteği duyacaktır.

 

Kaynak: Psychologies Türkiye Kasım 2017