Hayatınız Dizi Mi?

Vallahi de billahi de söz vermiştim kendime! Güya bu sezon, yeni bir diziye başlamayacaktım ama nerdee? Yaz sonu düşündüm, geçen kış çok vakit kaybettim dedim şu dizilerle. Her akşam bir tanesini seyrederek geçiyordu. İşin kötüsü, Kerem de benimle birlikte seyreder olmuştu. Oysa okunacak kitaplar, görülecek filmler, tiyatrolar, birlikte güzel vakit geçirilebilecek arkadaşlar var.

 

Sonra kış geldi. Ama geçen sezon başladığım dizileri yarım bırakmak da olmaz dedim. Hani sigarayı bıraktıktan sonra bir gün, bir taneden bir şey olmaz demek gibi. Az önce sigarayı örnek göstererek resmen dizi seyretmeyi de bir bağımlılık olarak kabul etmiş oluyorum!

 

Tabi ki sonunda evdeki hesap çarşıya uymadı! Neredeyse her akşam en az bir dizim var. En az diyorum çünkü bu bazı günler iki hatta üçe çıkıyor. Digiturk’ün, Dizimax ve Dizimax More kanallarındaki yabancı dizileri saymıyorum bile.

 

Allahtan HD kutu var evde de kayıt edebiliyorum diziler çakıştığında. Ya da sosyal aktivitelere katıldığımda aklım kalmıyor artık. İlk boş vakit bulduğumda kahvemi alıp geçiyorum TV karşısına. Kayıt edip seyretmenin ayrıca bir güzelliği var, tam heyecan doruktayken araya giren reklamları ileri sarabiliyorum. Ya da hani dizilerde (özellikle Aşk ve Ceza’da) amacı sadece yeni çıkan bir şarkıyı tanıtmak ve süre doldurmak olan, hani sevgililerin eski günlerini anımsadıkları sahneler vardır; işte onları da geçebiliyorum!

 

Enteresan bir durum var bu dizilerle ilgili. Pek yabancı dizilerde değil de yerli dizilerde oluyor bu. Hem seyretmeden edemiyoruz hem de sürekli mantıksızlıkları buluyoruz. Haksız da sayılmayız hani!

 

Mesela Ezel. Zaten konu son derece sürreal de, o güpegündüz, arabanın içinde ağzı bantlı, yaka paça götürülen adamı kimse görmez mi? Bari bir minibüs falan kullansalardı. Ya da otelde kaç el ateş ettikten sonra polisin gelmesinden korkup hemen kaçmaz mı adam? Bir de üzerine oturup sohbet etmek nasıl bir rahatlıktır?!!

 

Geçen akşam Elvan bendeydi mesela. O da Muhteşem Yüzyıl’da, Mahidevran’ın Hürrem’i dövdüğü sahneye takmış. O vuruşlarla, o surat o hale gelmez diyor. Haklı! Ama sonradan, yüzü gözü şiştikten sonra yapılan makyajı çok beğendiğimi de söylemek isterim. Makyaj ekibinin ellerine sağlık.

 

Bu arada Aşk ve Ceza’nın senaristlerine de bir çift lafım var. Bu ayrılıklar biraz sıkmaya başladı. Artık kavuştukları zaman, ne zaman ayrılacaklar diye düşünmeye başladık. Birliktelikleri de güven vermiyor. Bir şey olup ayrıldıklarında artık sürpriz olmuyor.

 

Çarşamba akşamları çok fena! Muhteşem Yüzyıl’la birlikte yine yeni bir dizi olan Şüphe ve nihayet ve inşallah günü kararlaştırılmış olan Türkan var. Türkan bütün diziler içinde seyretmekten en keyif aldığım diyebilirim. Bu kadar saygıdeğer bir hanımefendinin hayatı gerçekten çok ilgi çekici. Ayrıca eski zaman adetlerini ve aile değerlerini hatırlatması açısından da çok önemli. Şüphe’yi ise seyretmeye başlamamak elde değildi. O kadar iyi tanıtım yaptılar ve merak uyandırdılar ki bravo! Ayrıca hiçbir şey olmasa, Abdullah Oğuz’un farkını görmek için seyredilirdi.

 

Tabi bir de Fatmagül’ün Suçu Ne var. İtiraf edeyim bu diziye Beren Saat için başladım. Aşk-ı Memnu’daki performansını çok beğeniyordum çünkü. Burada beni çok tatmin etmediğini, cahil, aşık, kırık ve öfkeli kasaba kızını onda çok iyi göremediğimi söylemek isterim. Ama başlamış bulundum bir kere. Hikayenin geri kalanını görmeden edemiyorum. 

 

Bu arada dizi değil ama, Pazar akşamlarımı da başka bir program çalmış durumda. Yok böyle Dans. İlk günden beri seyrediyorum. Hatta final gecesi evde Yok Böyle Dans partisi bile yapabilirim kızlarla. O derece yani! Azra Akın’a bayılıyorum! Dans bir insana bu kadar yakışır. Ancak nasılsa iyi dansediyor, nasılsa jüriden en yüksek puanı o aldı diye SMS’leri düşebilir. İkinci olursa sebep bu olur, Pascal’ın ondan daha iyi dansetmesi değil. Bence en büyük ilerlemeyi Eda Taşpınar yaptı. Jüri ona her ters bir şey söylediğinde SMS yolluyorum. Bir oy bir oydur! Bir de aklıma bir soru takılıyor. Yarışmacılara en baştan haftada 1 dansın 3 dansa çıkacağı söylenmiş miydi? Bana hazır bulmuşken etlerinden sütlerinden faydalanıyorlar gibi geliyor da...

 

Sözün özü, öyle yeni diziye başlamama kararları falan boşuna. Evdeki televizyonları kaldırmam lazım. Tek tesellim kaydedebilip, müsait zamanımda seyrederek hayatımı bloke etmiyor olmam. Yeni bir yarışma programı başlıyor TV’de, duymuşsunuzdur. Adı Hayatımız Dizi. İlk duyduğum günden beri ismi kulaklarımda çınlıyor. Hayatım dizi olsun istiyor muyum? Hayır! Hayatımdan dizileri çıkarabiliyor muyum? O da malesef kocaman bir HAYIR! Peki sizde durum ne? Sizin hayatınız dizi mi?

 



Yazarın Son Yazıları
-Walkerlar`ın Sırrı...

-Hayatınız Dizi Mi?

-Teşekkür Ederim...

-Asma Yaprağı, LaChapelle, Oi Va Voi...

-En Güzel Fotoğraf!

-Sevgilerin En Büyüğü!

-Ağacımı Süslerken...

-B Planınız Var Mı?


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-Walkerlar`ın Sırrı...

-Asma Yaprağı, LaChapelle, Oi Va Voi...

-Teşekkür Ederim...

-Cehennem gibi siyah, ölüm gibi güçlü, aşk gibi tatlı*

-En Güzel Fotoğraf!

-Hayatınız Dizi Mi?

-Seni Öyle Seviyorum Yani...

-Hayatımdaki insanlar...


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X