VİYANA

Yıllarca kuşatılan ama hiç ele geçirilemeyen tarihi ile meşhur Viyana.... Sanırım bayramlarda Türkler tarafından kuşatılabiliyor artık... Tarih, şehrin her yerinde tüm ihtişamı ve gücü ile sizi karşılıyor. Bazı binalar zamana yenik düşmüş ve modern mimarisi ile yenilikçi dursada çok rahatsız etmiyor. Bu küçük şehir sizden çok vakit çalmadan küçük kaçamak tatillerinizde sizi ağırlayabiliyor.

Viyana`nın en ünlü caddesi olan Stephansplatz ismini buranın en önemli katedralinden alıyor. Alışverişin ve cafelerin, diğer bir söylemle şehrin yaşayan caddesi sizinde vaktinizin çoğunu  alacaktır. Stephansplatz`da şehrin en önemli yapıtlarından birisi olan St. Stephen’s katedralini ziyaret etmek için yola çıkıyoruz ve katedral bütün ihtişamı ile bizi karşılıyor. Uzun süren katedral ziyaretimizin ardından bu kadar gezmeye enerji harcamaya dayanamıyoruz ve yeni bir keşif için sokaklarda tur atmaya başlıyoruz. Lezzet avcısı olarak sokaklarda gezerken bir arkadaşımız Al Caminetto isimli italyan restaurantını görüyor. Sahibinin ismininin Mario Caminetto olduğunu öğreniyoruz ve içeriye girdiğimizde gördüğümüz taş fırın bize bu öğlen için iyi bir yerde olduğumuz hissini veriyor. Viyana’da Türk vatandaşlarımız fazlasıyla var. Ve bize serrvis yapan garsonda Türk çıkıyor. Bizden birisinin yardımcı olması tam bizi rahatlatacakken bir bakıyoruz mönülerde Türkçe çevirilerde var. Bu kadar hoş rastlantıdan sonra sanki burayı biz bulmadık mekan bizi çağırdı diye düşünüyorum. Güzel italyan yemeklerimizi yedikten sonra taksiye biniyoruz ve otelimize doğru dinlenmek üzere yola çıkıyoruz. Enerjimizi toplayıp gece için planlar yaparken THY`nin yemek hizmetlerini veren Do&Co isimli şirketin bir otelinin olduğunu ve terasında iyi bi restaurant olduğunu öğreniyoruz. Rezervasyonumuzu yaptıktan sonra atlıyoruz taksiye ve yola koyuluyoruz. Taksiye biniyoruz ve şöför bize merhaba diyor. Türk bir garsondan sonra Türk bir taksici ile karşılaşmak bize acaba Viyana`da değilmiyiz dedirtiyor. Do&Co nun sahibinin Türk olması küçük istanbul yakıştırması yapmamız için yeterli oluyor. Do&Co`ya geldik ve gece başladı bizim için, önce barında hem içkilerimizi yudumluyoruz hemde keyifle purolarımızı içiyoruz. Çünkü burada işletmelerin bar bölümlerinde sigara içilebiliyor ancak restaurant bölümlerinde yasaklamışlar. Barda bir süre keyifli zaman geçirdikten sonra akşam yemeği için bize ayrılan masamızın olduğu üst kata çıkıyoruz. Yerden tavana kadar camlar Stephansplatz caddesinin tam ortasında kendi has manzarası ile gelenleri etkilemeye başlıyor. Ortam çok şık, çalışanlar çok iyi servis yapıyorlar. Dünya mutfağından seçmeler var ve mönü kalabalık olmadığı için sizi yormuyor. Mönüde sushiler, deniz mahsülleri ve Türk işi kebap çeşitleri bulabilirsiniz. Biz yediklerimizin bizde yarattığı memnuniyet ile enerjimizi yükseltiyoruz ve geceye devam etmek istiyoruz. Önce tekrar alt kata iniyoruz ve buranın barında kalabalığın arasına karışıp yükselen müziğin eğlencesinde gecemizi tamamlayarak otelimize dönüyoruz. Güzel bir Viyana bizi bekliyor diyerek kahvaltı sonrası düşüyoruz gene yollara ve Stephansplatz dayız. Ara sokakları keşfederken bir market görüyorum ve girmeden dönmem diyerek içeriye rafların kollarına bırakıyorum kendimi. Yeni soslar, yeni ve değişik ürünler varmı diye gezerken, raflardan birisinde Yeni Rakı ve Mehmet Efendi Türk Kahvesi’nin satıldığını görünce Viyana`da kısa bir süre yaşama fikri geliyor aklıma. Bu kadar Türk ve Türkleşmiş bir şehirde keyif alabiliriz. Öğlen yemeği için Viyana`nın olmazsa olmazı Schnitzel için 1905`te açılmış ve ünü tüm dünyaya yayılan Figlmüller`in ilk açıldığı şubesine gidiyoruz. Kalabalıktan zar zor içeriye giriyoruz ve en alt katta şansımız ile bulabildiğimiz masamıza oturuyoruz. Schnitzellerimiz ve Avusturya biralarımız geliyor. Şöhretine yakışır bir lezzetle tadı damağımızda kalıyor ve şehri dolaşmak için buradan ayrılıyoruz. Bu akşam için gideceğimiz restaurantı burada üniversiteyi okumuş bir arkadaşımdan duydum. Eğer akşam yemeğinde benim gibi şık yerleri tercih ediyorsanız Fabios bunun için en iyi alternatif olabilir. Stephansplatz`ın arka sokağında olan restauranta ilk girişte sizi büyük ve kalabalık barı karşılıyor. Modern dekorasyonu özenle hazırlanan kokteylleri, gecenin başında doğru yerde olduğunuzu size hatırlatıyor. Barda keyifle içkilerimizi yudumladıktan sonra yemek için masamıza geçiyoruz. Beyaz örtüleri, dekorasyonu ve servis verirken kullanılan tabaklar, bardaklar gerçekten etkiliyor bizleri. Başlangıç ve ana yemeklerimizin yanında Avusturya şarabı seçiyoruz ve seçilen şarap geçemize keyif katıyor. Yemeklerimizi bitirdikten sonra Fabios`dan ayrılıyoruz. Rotamız belli ve eğlenceli vakit geçirmek için gece 12.00 sularında Stephansplatz caddesinde olan SKY bara gidiyoruz. Adından da anlaşılacağı gibi en üst katta ve şehri yukardan görüyor. Güzel müzik ve keyifli bir kaç saatten sonra otelimize dönüyoruz.

Bu kısa Viyana tatilinden aklımızda kalanlar ise tarih, burada yaşayan vatandaşlarımız ve iyi restaurantlar.... Gidecek olanlara şimdiden iyi tatiller ve iyi eğlenceler.....




Yazarın Son Yazıları
-ROMA`DA ROMALILAR GİBİ OLMAK LAZIM

-Cunda`da Bir `Taş Kahve`

-VİYANA

-ZAGREB, HIRVATİSTAN

-Barcelona

-Çeşme

-Beyrut Seni Çağırıyor

-Evdeki Aparatifler


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-ZAGREB, HIRVATİSTAN

-VİYANA

-Beyrut Seni Çağırıyor

-ROMA`DA ROMALILAR GİBİ OLMAK LAZIM

-Aşk Tadında Paris

-Cunda`da Bir `Taş Kahve`

-Barcelona

-Evdeki Aparatifler


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X