ISSIZ ADANIN RUZİBE TASARIMI

ISSIZ ADANIN RUZİBE TASARIMI
Yayın Tarihi: 23.7.2015 00:00:00

 

“Dünden bugüne değişen bir şey yok. Herşey aynı ve tek düze. Açılım yok, keyif yok. Sıradan ve sınırlı yaşam.” Bütün bunlar zihnin en sevdiği oyunları. Zihnin nedir? Zihnin var mı? Kendini bir şeye ait hissettiğinde orası neresi? Yapmak isteyip de yapamadıkların var mı? Ya da şöyle sorayım? Yaşamını tasarlayabiliyor musun? Yaşam kendini burada, dünyada gösteriyor. Sen yaşam olabilir misin? Tek bir yaşam varsa, o da burası ve de dünya ise; sen dünya olabilir misin?

 

Bu soruları zihne soruyorum? Cevap verdiğinde hepsine “hayır” diyor. Ben bunlar için acizim. Hatta soruları sormanın kıyısına bile gelemiyorum. Boşuna uğraşmak istemiyorum. Eninde sonunda beni alt edeceğini biliyorum. Sebepli, sebepsiz öfkeleniyorum. Yerli, yersiz endişeleniyorum. Körü, körüne inanıyorum. Neden peki? Çünkü ben yaşamımı tasarlamak yerine tasarlanmış olanı seçiyorum. Ötelerden gelen çağrılara kulak asmıyorum. Ait olduğum yer sadece, yönetildiğim, eğitildiğim, şartlandırıldığım, benzerleştirildiğim, köleleştirildiğim, kurallaştırıldığım ve vergilendirildiğim sistem. Kendimi yenilemek, dönüştürmek, özgürleştirmek istediğimde ise bu bahaneler asla peşimi bırakmıyor. Yaşamın kendisinin benim sorumluluk alanında olduğunu unuttum. Niyet etmenin sihrinin farkında değilim. Seçimlerim hep denenmiş yollar üzerine kurgulu. “Ya hata yaparsam, ya yanlış kararlar verirsem” diye korkuyorum. Diğerlerinin sözde tasarımına kabul vermem ve onlar gibi düşünmem bu yüzden. Dünyaya geldiğimi sanıyorum. Oysa sadece gelmiş olanların dünyasına adapte oluyorum. Dünyanın ben olduğum gerçeğine uyanamıyorum. Biricik ve tek olduğum zaman yalnız kalacağımı düşünüyorum.

 

Issız Adanın Issızlığı

 

Yaşam, dünya ve ben. Issız ada sorusu hep kafamda dönüyor. Tek başına adaya düşersen yanına 3 tane neler alırsın diye sorduklarında hemen cevabı düşünmeye başlarsın. Sana en uygun olanlarını bulmaya çalışırsın. Yoksunluk duygusu ile haraket ederek onu bastırmaya çalışırsın. Öyle 3 şey olmalı ki, hayatını korumalıdır. Tek gerçek bu değil mi? Hayatta kalmak. “Orada yaşamımı tasarlarım ve uyumlanırım benim hiçbir şeye ihtiyacım yok!” diyenini hiç duymadım. Şimdi desem ki; sen zaten ıssız adadasın ve 3 şey zaten yanında ama haberin yok.

 

Nedir peki onlar? Zihnin, bedenin ve ruhun.  Issız kalmış bir halde arayış bu yüzden. Bu döngü asırlardır var. Bu yüzden kaybolmuşluk hissi var. Bu yüzden suçluluk duyuyoruz. Bu adada, 3 şeyin bütünleşmesine giremiyoruz. Bu yüzden başka adalara gidenlere bakıyoruz. Bu sebepten onları merak ediyoruz. Sonuç olarak yaşamı yaratamıyoruz. Issızlığının farkında bile değiliz. Zihinlerimizin bizi ıssızlaştırdığını ya da onun aslında ıssız olduğunu anlayamamak. Bu en derin kurban sendromu değil midir?

 

Yaşam Sensin

Yaşam sensin dendiğinde bunu derinden hissedebilir misin? “Hayatını sadece sen yaratabilirsin” denildiğinde bunun sorumluluğunu alabilir misin? Issız adanda sadece zihninin olmadığını, bedenin ve ruhunun da olduğunun farkında olabilir misin? Zihnin sadece bilgileri senin hazinende depolamak üzere vardı. Bu hazine senin olmuş olduğun ve olacağın tüm hayatının deneyim kayıtlarıydı ancak zihin bunu artık yapmıyor. O, olmuş olduğun en yüce mana deposunu boşaltarak, sana değersizlik, yetersizlik ve sınırlılık duygusu veriyor. İnsan olmana dair kendini böyle hissetmeni istiyor. Neden mi? Beslenmesi için. O, “ben insana ait değilim, o halde insan bana ait olsun” arzusunda olduğu için bunu yapıyor. Kimliğini elinde tutmaya ve dengesizliğini bu yolla kapatmaya çalışıyor. Issız olmasının açığını ruh ve bedeni ayrıştırarak kapatıyor. Bedeni zihinsel şekilde yönetiyor. Ruha erişmesi imkansız olduğu için, illüzyon bir güç yaratarak aslında bunun insanın elde edemeyeceği bir algıda tutuyor.

 

Farkında mısınız? Zihni sanki bir diktatör, kral ya da patron gibi anlatıyorum çünkü onların hepsi eninde, sonunda giderler ve yerine birini geçirirler. Tıpkı düşüncelerimiz gibi. Biri gider, biri gelir ve bizi onlar yönetirler. Kalıcı olmadıkları halde biz onlara tutunuruz çünkü ıssızlığımıza tek çare onlara bağımlı olmaktan geçer. Bedenimiz bu sayede yaşlanır, hastalanır ve ölür. Ruhla bağlantıda olamadığımız için farkındalığımız hiç bir şekilde gelişemez. Zihin kaosa dolandı. Yanılsamaya girdi. Çıkış noktası bulamıyor. Bulacak mı peki? Elbette. Sihirli yöntemi var. Zihnine bir kere, sen onun ne düşüneceğini söyleyerek başlayacaksın.  “Hadi bakalım zihnim şimdi ayrılığın olmadığı alana git ve kendini düşle. Hatırla.” Çok kolay di mi? Çabasızlık ne fena bir şey. İnsan bu kadar kolay çıkabilir mi bu karanlıktan? Çıkar. Kendi gerçek kimliğini, özünü hatırlamaya izin verdiğin an bu iş biter. Hepsi bu. Zihnin kendi farkındalığını geliştirdiği alanı illüzyon. Peki ruhun farkındalığı bu illüzyona takılı mıdır? Hayır. Bedenin nereye ait? Onun farkındalık alanı nerede? Bu soruya sen cevap vereceksin. Bunun cevabı sadece sende gizli.

 

Gözünü bir anlığına kapayabilir misin? Derin nefes al şimdi. Issız adanı düşün. Sadece zihnini mi aldın buraya? Eğer öyleyse o mu seni  yönetiyor? Korku duygularını ne kadar sahiplendin? Ölüm sana nasıl bir his veriyor? Endişelerin günde kaç kere seni rahatsız ediyor? Gelecek korkun hep geçmiş temelli mi? Seni o adadan kurtaracak kişiyi bekliyor musun? Ruhun ne kadar devrede? Bedenin zihne mi ait yoksa ruhunla bütünleşik mi duruyor? Derin nefes almaya devam et. Bu 3 şeyi dengede tutabilir misin? Bak sana sadece nefesi önereceğim. Ruh, zihin, beden nefesi ancak seni dengede tutabilir. Denemek ister misin?

                                RU-Zİ-BE NEFESİ (Ruh-Zihin-Beden)

Derin derin burnunda karnına doğru nefes al

Burnundan nefes ver

Derin bir nefes al ve ver

Bedenin tüm organları ile dene

Kalbinle nefes al ve ver

Gözlerinle nefes al ve ver

Kulaklarınla nefes al ve ver

Burnunla nefes al ve ver

Ellerinle nefes al ve ver

Ağzınla nefes al ve ver

Ruhunla dene bunu

Sevgi ile bir olduğun nefesi al ve ver

Yaşamınla nefes al ve ver

Deneyimlerini hatırla ve hepsi ile nefes al ve ver

Özgürlüğü içine solu ve ver

Zihnine şefkat duy şimdi

Sadece tanıklık etmesine niyet et

Düşünceler gelsinler ve gitsinler

Hepsine nefes al ve ver

Fark et onları ve müdahale etme

Hepsini solu ve ver

İçinden geçenlerin seni tanımlamadığını solu

Kendini içine çek ve ver

Kendini ruhunla, bedeninle ve dengelenmiş zihninle bir olduğunu

Solu

Derinleş iyice

Issız adanın etrafına bak, yanına kendini almışsın artık

İhtiyaçsızlığını solu

Sen ne istersen onu tasarla şimdi

Kumanda sende

Sorumluluğunu al ve burayı sen olarak inşa et

Derin, derin nefes al ve ver

Yaşamın tasarımcısı sensin

Bunu solu

Derin ve derin ve derin ve derin

Ruziben şimdi bütün oldu.

Özgürleş...

 

 

 




Yazarın Son Yazıları
-YENİ BİN YILIN KUTLAMASI!

-İNSAN VE BİRİCİKLİK

-ISSIZ ADANIN RUZİBE TASARIMI

-TECAVÜZE UĞRAYAN ÖZGECAN DEĞİLDİR!

-SEVGİLİMİZLE AYNI ODADAYKEN, ONA MEKTUP YAZMAK!

-Aralık Ayında Bizi Neler Bekliyor?

-ÖYLESİNE AŞK OLMAZ !

-VAROLUŞ İÇİN KURMACALAR


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-HAYVANLARIMIZI ASLINDA NEDEN SEVMELİYİZ?

-VEGAN OLMAK KORKULU BİR RÜYA MIDIR?

-SİZDEN OL`MA SİZİ SEVMEK!

-SEVGİLİLER GÜNÜ VE BİR AŞK HİKAYESİ

-KRALİÇE ÇIPLAK

-YORUMSUZ!

-Ben Bir Yunus Olsaydım...

-PEMBE HANIM VE MUTLU BEY! BU SEFER DE OLMADI


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X