Duygularınızı Yiyor Olabilir misiniz ?

Duygularınızı Yiyor Olabilir misiniz ?
Yayın Tarihi: 25.01.2018 17:16:00
İnsanların özellikle de kadınların çoğunluğunun hayatı aldıkları kilolardan şikayet ederek geçiyor.Hiç bir neden bulmaksızın nasıl alıyorum ? Aslında çok yemiyorum,arada atıştırıyorum gibi cümlelerle aldıkları kiloların nedenlerine anlam aramakla geçiyor zamanları. Yediğiniz yemeklerin veya atıştırmalıklarınızın duygularınızla bir bağlantısı olduğu fikrini daha önce hiç düşündünüz mü ? Ne alakası var biraz inceleyelim birlikte .
Duygusal yeme , kişilerin olumsuz duygularla karşılaştıklarında geliştirdikleri aşırı yeme halidir.Aşırı yeme hali , yaşanılan hayal kırıklığı , üzüntü , kaygı,depresyon gibi  durumlara karşı baş etme yöntemi olarak geliştirilen bir savunma mekanizmasıdır. Aşırı yeme isteğinde birey fiziksel değil duygusal açlığını doyurmaya çalışmaktadır. Bu duygusal açlık; çevresel faktörler, genetik yatkınlık, beden algısı, sosyal ortamdan kaçış, depresyon, stres, sosyo-ekonomik düzey gibi birçok alanla yakından ilişkilidir.Yapılan araştırmalarda kişilerin kendilerini suçlama , dış dünyaya öfkelenme , haksızlığa uğrama gibi olumsuz durumlarda yemeğe yöneldikleri görülmüştür.Bu kişilerin duygusal olarak rahatsız oldukları durumlarda , yemek yedikçe rahatlama hali yaşayarak öfkelerinde azalma tespit edilmiştir.Yani burada  ki yemenin temelinde ki durum ‘açlık’ değil    ‘çözümlenemeyen duygulardır. ‘   Asıl istek  ‘ ağzın dolu olma ‘ isteğidir. Daha derin incelersek , ağzın dolu olma isteği dünyaya geldiğimiz an itibariyle başlar. İlk olarak annemizden aldığımız anne sütünün aracısı olan meme ile bu duyguyu tanımaya başlarız. Bebeklerin meme isteği her zaman açken olmaz.Bebekler her ağladıklarında ya açtır ya da altını kirletmiştir gibi bir algı vardır.Eğer bebeğin altı temizse hemen ikinci seçenek olan meme verilerek bebek rahatlatılmaya çalışılır.Kimi zamanda aç olmamalarına rağmen huzursuzluk yaşayarak ağladıklarında memeyi emmeseler bile sırf memeyi ağızda tutarak rahatlar ve ağlamaları geçer. Bu şekilde bebek yaşamış olduğu olumsuz duyguyu geçirmenin yolunu ağzı dolu tutmaktan geçtiğini ve memeyi bu şekilde bir araç olarak kullanmayı öğrenir.Olumsuz durumlarla baş etme yöntemi olarak kullanılan bu durum ileri yaşlarda ise yerini sebepsizce aşırı yeme veya sağlıksız atıştırmalıklara bırakır.


Toplumumuzun Yeme Kültürünün Etkisi ve Annenin Zihninde ki Aç Çocuk
Yemek yemek , bizim hayatta kalmamız ve sürdürebilirliğimiz için en gerekli etmendir.Yeme alışkanlıkları her toplumda farklılık gösterir.
 Toplum olarak incelediğimizde , günlük akışımızın sürekli bir yeme düzeneği ile geçtiğini hepimiz görebiliriz. Sabah kahvaltısı,ara öğünler,beş çayları, tv karşısında bir şeyler atıştırma, kuruyemiş gibi sürekli bir ağzın dolu olma hali ile günümüz geçer. Küçükken tabağında son kaşık kaldı,annenin hatırı için, arkandan ağlar, bu kadar çocuğun olur gibi cümlelerle büyüyen insanlar olarak yemek yemenin sadece karnımızda ki açlığı  doyurmak dışında başka gerekleri olduğunu da öğrenerek büyüdük. Bura da ki en önemli nokta , bize bakım veren kişilerin bizi beslemeye çalışırken temelde zihinlerinde ki aç çocuğu doyurma isteğinin bulunması. Her kişinin bünyesine göre açlık tokluk hissi farklılık gösterebilir.Fakat annelerin zihninde tek tip sabit bir çocuk bünyesi bulunduğundan çocuklar bireysel olarak açlık tokluk hislerini  bilmeden büyüyor.Bu şekilde büyüyen çocuklar bir süre sonra annem üzülmesin veya şu saatte yemek yemem gerekiyor gibi kendi farkındalıkları dışında bir ritüelle yeme eylemlerini gerçekleştiriyorlar.
 
Öfke Ataklarına Karşılık Yeme Davranışı
Yapılan araştırmalar sonucunda obez bireylerin olumsuz duygulara karşı geliştirdikleri yeme davranışının normal bireylere göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.Kaygı,öfke,suçluluk yaşadıklarında yemek yeme davranışıyla rahatladıkları görülmüştür. Yedikçe görüntülerinden şikayet eden bireyler daha depresif bir tavır içerisine bürünürler.Bu durumda öfkeyi yemekle yatıştırmak yerine yaşadığınız olayın sizi öfkelendiren kısmı ile ilgilenmek sizi uzun vade de rahata ulaştıracaktır.
 
 
Kadınlar , erkeklere göre daha çok duygusal yeme yaşıyorlar ,
Yapılan araştırmalar sonucunda , kadınların erkeklere oranla daha fazla duygusal yeme davranışı sergiledikleri görülmüştür.Erkekler öfkelerini daha rahat ifade ederken , kadınlar daha idareci bir tutumla yaklaşmaya çalışarak öfkelerini bastırmayı tercih ediyorlar.Sonuç olarak ise bastırılan öfkeler yemekle kendisini gösteriyor.
 
 
 
Yeme Bozuklukları temelinde psikolojik nedenler barındırır.Kişinin yaşamış olduğu olumsuz durumlara karşı incinen duygularını korumak adına baş etme yöntemi olarak yemek yeme davranışını kullanır.
Bulimiya  Nervoza  Yeme Bozukluğu : Yunan dilinde “öküz gibi acıkmak” deyimi karşılığında kullanılmaktadır.Bulimik kişilerin zevk yemeleri tipik olarak gizlilik içinde olur; genellikle bir stres faktörü tetikleyicidir, ve olumsuz duygulanımları harekete geçirir; yalnızlık, sosyal ortamlarda yeme veya kilo alımı konusunda endişelenme gibi. Bu zevke dayalı yeme, kişi rahatsızlık verecek derecede tok olana değin devam eder.  Bu süre içinde kişi yeme davranışı ve tüketilen yemeğin miktarı üzerindeki kontrolünü kaybeder Bu sürede tercih edilen yemekler genelde dondurma, çikolata, pasta gibi çabuk yenebilen ve kalorili yiyeceklerdir.Daha sonrasında ise vücuttan dışarı atmak için kendini kusturma , müsil ilaçları veya performansının üzerinde egzersiz yapma davranışları sergilerler.
 
Tıkanırcasına Yeme Bozukluğu : Tıkınırcasına yeme bozukluğu, insanların kontrolsüzce büyük miktarlarda yiyecek tüketme ve yemeyi durdurmada güçlük yaşamaları durumudur. Özellikle öfke durumlarında gerçekleştirilen ani ve kontrolsüz yeme atakları bir süre sonra gizlice yapılmaya başlar. Tıkınırcasına yiyenler genellikle aç olmadıklarında yemeğe başlarlar ve tam olarak dolu hissedinceye kadar da devam ederler.. Stres ya da gerginliğin sadece yeme sırasında rahatlamasını yaşayan bu kişiler atakların sonucunda ise kişi yoğun pişmanlık,üzüntü  ve depresif hisseder.
 
 
 
Anoreksiya Nervoza Yeme Bozukluğu : bireyin beden imgesinin (kendi bedenini algılamasının) bozulması ve sonuçta kendisini kilolu algılaması, beslenmeyi  reddetmesi, bu nedenlerle de aşırı kilo kaybına uğraması olarak tanımlanabilir. Kişi bu kilo vermeye kendi isteği ile başlar ve sürdürür. Anoreksiya’nın sözlük anlamı iştah kaybıdır. Nervoza ise sözlük anlamı olarak emosyonel (duygusal) nedenlere işaret etmektedir. Anoreksiya Nervoza tanısı almış hastaların aile üyelerinde majör depresyon sıklığının genel nüfusa oranla daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bazı bulgular hastaların ailelerinde yakın fakat sorunlu ilişkilerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Anoreksiya’nın ortaya çıkışındaki en önemli etkenin toplumun dış görünüşe verdiği önem olduğu bilinmektedir. Ergenlerde gözlenen bağımsız olma ve sosyalleşme çabaları ile aileden uzaklaşma kimilerinde beden ile aşırı ilgilenmeye yol açmaktadır. Ergen kendini rahatsız eden düşünceler yerine kilosu ile uğraşmayı seçmektedir.
 
Aşk Acısına Çözüm Nutella mı ?
Ayrılık yaşandığında hemen en yakın arkadaş elinde bir pastayla gelir veya marketten bir tatlı sipariş edilir.Acıya tatlı basmaya çalışmak ? Değişik bir pansuman yöntemi. Evet çikolatanın mutluluk hormonu olan serotonin salgıladığı doğru.Fakat nutella yiyince her şey geçmiyor veya özlenen günler geri gelmiyor.Orada ki temel mantıkta yaşanılan olumsuz durumla baş ederken kullanılan ağzın dolu kalmasını sağlama yöntemi.Nutella yiyerek yaşadığımız zor duruma bir baş etme yöntemi geliştiriyoruz aslında geçici bir rahatlama.Tıpkı ağlayan bebeğe aç olmamasına rağmen verilen meme sonucunda huzursuzluğunun geçmesi gibi.Kaçınız nutellayı yerken tadına vararak yiyorsunuz ? Tadının güzel olduğunu bildiğiniz için o an yaşamış olduğunuz duygusal kırılmayı aldığınız tatla geçiştirmeye çalışıyorsunuz.Gerçekten tadına vararak yediğinizde atak anında yediğiniz gibi hızlı ve fazla yiyebiliyor musunuz ? Burada da değinilmesi gereken asıl nokta alınan nutella değil , yaşanılan bu ayrılık durumunun sizde ki duygusal yansımaları.Mutsuzluk,hayal kırıklığı,üzüntü gibi.
 Son Olarak ,
Yemek yemek , bizim hayatta kalmamız için gerekli en büyük etmendir. Fakat temelde doyurmaya çalıştığımız aç karnımız dışında duygularımızsa burada üstüne düşülmesi gereken bir durum var demektir.Eğer yeme alışkanlıklarınızda herhangi bir değişiklik , sizi rahatsız eden bir görüntüye sahip olmaya başlıyorsanız duygularınız alarm veriyor demektir.Bedeninizde ki  değişim görmediğiniz veya yüzleşmek istemediğiniz duygularınızın yardım çağrısı olabilir. Bu durumda duygularınıza kulak vermeniz sorunun temeline inmeniz gerekirse bir uzmandan yardım almanızı önerebilirim.
Sizde duygu değişimlerinizle yeme alışkanlığınız arasında bir bağ olduğunu düşünüyorsanız aşağı daki testi çözerek kendi farkındalığınızı sağlayabilirsiniz .

Beliz Göncü Instagram



Yazarın Son Yazıları
-Duygularınızı Yiyor Olabilir misiniz ?


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-Duygularınızı Yiyor Olabilir misiniz ?


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X