Trendus Özel Röportajı: Meriç Küçük

maritsa.co ile tanıdığımız ünlü blogger Meriç Küçük, şimdi yeni markası Iamnotbasic ile karşımızda. Üniversite arkadaşı Orkan Orgun ile birlikte kurdu

Trendus Özel Röportajı: Meriç Küçük
Yayın Tarihi: 9.2.2015 08:03:00

IAMNOTBASIC ile başlayalım. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Nasıl gelişti? Biraz anlatabilir misin?
IAMNOTBASIC aslında bizim kendi ihtiyaçlarımızdan doğdu. Herkes gibi biz de kendimizi sürekli düz renk basic t-shirtler ararken buluyorduk ve tarzını çok sevdiğimiz t-shirtler hep pahalı oluyordu. Biz de, çok severek giyeceğimiz, kaliteli kumaştan yapılmış güzel kalıplı t-shirtler yaratsak ve de basic bir t-shirt için fazla para ödemesek fikrinden yola çıkıp www.iamnotbasic.com`u yarattık.

Bu arada Orkan Orgun ile ne kadar zamandır arkadaşsınız? Üniversitede iken aklınızda böyle bir fikir var mıydı?
Orkan ile üniversiteden arkadaşız. Boğaziçi`nde okuduğumuz dönemlerde aklımızda böyle bir fikir yoktu açıkçası. Ben blogumu yeni kurmuştum ve online dünyayı keşfetmeye başlamıştım, Orkan ise tekstil sektörüne geçiş yapmıştı. Yıllar sonra, bu fikir ikimizin deneyimlerini bir araya getirdi ve IAMNOTBASIC`i yaratmak için işe koyulduk.

İsim çok yerinde olmuş. O nasıl ortaya çıktı?
Markamıza isim düşünürken aklımıza birçok alternatif gelmişti aslında. Ama hem globalde herkesin anlayabileceği, hem online dünyada kendine kolay yer edinebilecek, daha önce kullanılmamış bir isim olmasını istiyorduk. Markamızı özetleyebilecek bir isim bulmak istediğimizde ise yaptığımız basic t-shirtleri düşündük. Bu t-shirtler hem basic idi hem de hayat kurtarmaları ve zamansız olmaları bakımından "basic" diyerek geçiştirilebilecek ürünler değildi. Ve tabi aklımıza ilk IAMNOTBASIC geldi ve çok sevdik.
 
 
Peki IAMNOTBASIC sadece basic t-shirtlerle mi devam edecek? Koleksiyonu çeşitlendirmeyi düşünüyor musunuz?
IAMNOTBASIC ile çıkış noktamız basic t-shirtler olsa da aslında hedefimiz, basic ürünler yaratan büyük bir marka olmak. Hiçbir zaman modası geçmeyecek, her yaş grubuna hitap edebilecek, kullanıcılarının uzun yıllar dostu olabilecek ürünler tasarlamak. 
 
Doğru hedef kitleye ulaşabildiğinizi düşünüyor musun?
Kurulduğumuz günden bu yana, doğru hedef kitleye hitap ediyoruz. Amacımız, bizi henüz duymamış, tanımamış, markamızı çok sevecek kitleye her gün biraz daha yaklaşmak. Şimdiye kadar yarattığımız kullanıcı profili aslında tam da hayal ettiğimiz gibi. 
 
Kendinize bazı hedefler koydunuz mu bu markayı yaratırken? Mesela 2-3 sene sonra İstanbul Moda Haftası`nda olmak gibi bir düşünceniz var mı? 
Markamızla ilgili çok daha büyük hedeflerimiz var ancak yavaş ve sağlam adımlarla ilerlemeyi tercih ediyoruz. Amacımız, bir anda çok popüler olup, herkese bir t-shirt satmak değil. Maksadımız müşterilerin yaşamlarının her alanında isteyeceği ve ihtiyaç duyacağı ürünleri bünyemizde barındırmak. Basic bir ürüne ihtiyaç duyan herkesin, tereddüt etmeden sipariş vermesini sağlamak. Uzun soluklu bir alışveriş deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Moda haftalarında yer almak şuan için markamızın hedefleri arasında yer almıyor. Bir tasarımcı markası olmayı hedeflemiyor, aksine trendlerden bağımsız, her daim stilin bir parçası olacak ürünler yaratmak istiyoruz.
 
Gelirlerin bir kısmı da Koruncuk Vakfı`na bağışlanıyor. Neden Koruncuk Vakfı? 
Kardeş T-shirt projesi markamızın daha kuruluş aşamasından bu yana gerçekleştirmek istediğimiz en önemli adımlardan biriydi. Bu doğrultuda projemizin ilk aşamasını Koruncuk Vakfı ile hayata geçirdik. Amacımız, daha çok insana kaliteli t-shirt satarken, daha çok çocuğu desteklemek. Umarım Koruncuk Vakfı ile başlatttığımız bu işbirliği giderek büyüyecek ve birden çok vakfa destek veren bir markaya dönüşeceğiz.
 
IAMNOTBASIC bünyesinde yeni bir uygulamaya başladınız `Posta` adında.. Nedir Posta? Kimlere yer vermeyi düşünüyorsunuz bu köşede? 
Posta, IAMNOTBASIC markasının herkese ulaşan vitrini. Markamızı duyuran, sokakta görünür kılan ve marka konumlandırması yaratan bir mağazamız yok ama Posta` mız var. Amacımız, müşterimiz olan olmayan herkese, kendimizi, vizyonumuzu  ve stilimizi anlatmak, büyük bir aile yaratmak. Posta` da güzel hikayeleri olan gerçek insanlar, bizim gibi basic tutkunlarının stilleri ve hatta yazar olmaktan uzakta farklı sektörlerde çalışan insanların günümüz dünyası ile ilgili yazıları var. Haftalık olarak yayımlanan Posta` da yeni hayatlar keşfedebilir, tanımadığınız kişilerin evlerine, işlerine ve hayatlarına konuk olabilir, onların hayat görüşlerini ve deneyimlerini paylaşabilirsiniz.
 

Biraz da senden bahsedelim... Boğaziçi Psikoloji mezunusun, hiç pişmanlık duydunmu mesleğini yapmadığın için? Veya şu anki başarın seni tatmin ediyor mu? 
Boğaziçi`ne ilk girdiğim zaman da hiç psikolog olmayı hedeflememiştim. Psikoloji ilk tercihimdi çünkü hayatta ne iş yaparsam yapayım, önce kendimi sonra insanları daha doğru anlamak ve daha doğru iletişim kurmak için okuduklarım bana çok faydalı olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Hayat boyu işime yarayacak bir diploma sahibi oldum. Ve şuan yaptığım işlerden çok memnunum. Hayal ettiğimden daha kısa sürede bir blog ve marka yarattım. Güzel işler yaptım, dünyayı dolaşmaya başladım. Kendi iş koşullarımı kendim yarattım. İnsanın kendi işini yapabilmesi çok güzel, sevdiği bir iş yaratabilmesi ise büyük bir lüks. IAMNOTBASIC ile kurumsal markalaşma konusunda büyük bir adım attık. Her şey tahminimden daha hızlı ve güzel gelişti. 
 
Sence Türkiye moda sektöründe hangi noktada peki? 
Gelişmekteyiz. Moda sektörünün her bir parçası kendini geliştiriyor ve giderek daha güzel işler yapılıyor. Bundan on sene öncesine göre çok hızlı bir gelişme kaydettik. Basın-yayın tarafı, online mecralar, bloglar, yeni kurulan Türk markaları, genç tasarımcılar ve bizim gibi girişimciler ile sektör hareketleniyor ve ilerliyor. Daha yolun başlarında olduğumuzu düşünsem de, tüm sektörün birbirine destek olarak birlikte büyüdüğünü görmek çok güzel.
 
Merakımdan soruyorum, bir dönem Nil Ertürk ile Apartment11 diye bir projeye girişmiştiniz, neydi o? 
Apartment11 Nil ve benim aynı anda hayatlarımızı ve yaptığımız işleri sorguladığımız bir döneme denk geldi. Çok güzel bir projeydi, Türkiye`de yapılmamış bir işti ve bizi çok heyecanlandırmıştı. Ancak Türkiye` deki online kullanıcı alışkanlıkları düşünülürse, belki de biraz erken hayata geçirilmiş bir projeydi. Çok emek isteyen, büyük bir ekip isteyen bir işi iki kişi kotarmaya çalıştık ve açıkçası biraz yorulduk. Eş zamanlı olarak IAMNOTBASIC markası üretim ve proje tasarım aşamasındaydı ve hem kendi işlerimiz hem Apartment11` i yürütmek çok zor oluyordu. Şimdilik durduk, enerjimizin çoğunu vermemiz gereken farklı işler yarattık ve Apartment11`i iyi götüremeyeceğimizi anladık. Apartment11 için bir gün tekrar bir araya gelebiliriz ama şimdilik yeniden başlamamız için gereken enerjiyi ve ekibi bir araya getiremediğimiz için beklemedeyiz.
 
Biraz daha geriye gidelim... `Hayata makyaj yap` adlı blogunu açtığında bu noktalara gelebileceğini hayal edebiliyor muydun? Ve bu masum fikirle başlayıp nasıl bu kadar globalleşebildin? 
Hayır elbette. Blogumu ilk açtığım zamanlar ben de başlayıp göreceğiz diyordum. Ne bu işin bu kadar büyüyebileceğini tahmin etmiştim ne de benim blogumun bu kadar fazla takipçi kazanabileceğini. Ben sadece sevdiğim bir işe vakit ayırmayı seçtim ve sonucu da çok güzel oldu. Maritsa.co blogumun dünya trendleri ile birlikte yüz değiştirmesi gibiydi. Yurt dışına açılmak ve orada  da güzel işler yapmak istiyordum ve daha doğru bir sistem yaratmaya karar verdim. Hobi olarak açtığım blogum, maritsa.co ile bir işe dönüştü. Bence online mecrada doğru bir iş yaptığınızda, dünya sizin. Dünyanın neresinden yaptığınız hiç önemli değil artık, isterseniz Berlin`den blog yazın, ister Dubai` den, ister NY` dan, hepsi bir tık uzağımıza geliyor. Markaların da beni keşfetmesi çok uzun sürmedi. Paylaştığım içeriklerden keyif almış olacaklar ki, tahminimden daha erken bir sürede global çalışmaya başladım.
 
Meriç Küçük`ün 1 günü nasıl geçiyor? 
Şu sıralar günlerim IAMNOTBASIC ile geçiyor. Sabah erken ofise geçip, o günkü işleri toparlamaya başlıyorum. Gün içinde ofis toplanılarımız ve Posta için yaratıcı ekip görüşmelerimiz oluyor. Sürekli bir çalışma halindeyiz. Bir iş biter bitmez, ardından geleceklere hazırlanmaya başlıyoruz. Şu sıralar İlkbahar-Yaz koleksiyonu üzerinde çalışıyoruz. İşleri biraz toparlayınca maritsa.co için gerekli toplantıları ve çekimleri organize ediyorum. Vakitsizlikten çok daha az ve özel projeyle ilgilenebiliyorum ama bir süre bu şekilde olması gerekiyor. Çünkü bizde iş hiç bitmiyor. Akşamları kanepede tekrar bilgisayarıma dönüyor ve yarım kalan işleri toparlamaya çalışıyorum. Hayatımın en yoğun çalıştığım dönemi bu olabilir ama yaptıklarımızdan çok büyük keyif alıyorum.
 
Klasik bir soru daha... Stilini nasıl tanımlarsın? 

Stilimi maskülen ama detaylarda feminen olarak tanımlayabilirim. Zaman zaman çok feminen giyinmekten hoşlansam da, günlük hayatımda konfor benim için çok önemli. Yoğun tempoda topuklu ayakkabılar ya da kalem etekler giyemiyorum, ki çok isterdim o ayrı. Şu sıralar çok daha sportif kurumsal giyiniyorum diyebilirim. Ama kesin bir şey var ki, gün geçtikçe daha sade giyinmeye başlıyorum. Sanırım stilimle birlikte büyüyüp, sadeleşiyoruz.
 
Herhangi bir takıntın var mıdır çanta, ayakkabı vs. gibi? 
Takıntılı olduğum bir şey sanırım yok. Her kadın gibi güzel bir ayakkabıya bayılıyorum ama en son ne zaman yeni bir ayakkabı aldığımı hatırlamıyorum.Şu sıralar daha çok ev alışverişi konusunda takıntılıyım galiba. Her alışveriş merkezi ziyaretimden yeni bir bardak, çatal, tabak ya da mum alıp gelirim.
 
Bir markaya karşı zaafın var mı peki? 
Zaaf diyemem ama Rick Owens bana göre bambaşka bir marka, ürünlerini giydiğim zaman kendimi farklı hissediyorum. Stella Mccartney ürünlerini incelemek bana hep zevk veriyor. Sakinleşmem ve yalınlaşmam gerektiğini hissediyorum. Türk tasarımcılarından sevdiğim çok isim var. Arzu Kaprol`ün kokteyl elbiseleri favorim. Kalıpları o kadar güzel ki, üzerime göre dikilmiş gibi hissediyorum. Hakaan tasarımları bence bir kadını alıp başka bir diyara götürüyor. İddialı ve cool gece elbiseleri için Raisa&Vanessa ilk tercihim olurdu. Zeynep Tosun ne yapsa başka yapıyor, tüm hayatım boyunca onun kıyafetlerini giyebilirim. Hande Çokrak tasarımları bana Avrupa` da bir yerlerde yaşadığımı hissettiriyor. Çok kendine has bir duruşu var. Ve aslında böyle yazabileceğim daha birkaç tasarımcı daha var ama çok uzatmayayım:)

FOTO GALERİ

FOTO GALERİNİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Haber: Ezgi Kamadan  | 





EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK

EN POPÜLER RÖPORTAJ HABERLERİ




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X