Röportaj: Simin Bıçakcıoğlu

Motor sporlarında erkek egemen algısını yıkan ve son 4 yıldır şampiyonluğu kimseye kaptırmayan başarılı sporcu Simin Bıçakcıoğlu'na merak ettiklerimizi sorduk.

Röportaj: Simin Bıçakcıoğlu
Yayın Tarihi: 27.06.2016 15:53:00
Türkiye Ralli Şampiyonası’nda art arda şampiyon olan genç ve güzel bir kadın damga vurdu: Simin Bıçakcıoğlu

Hemen sormak istiyorum klasik soruyu... Motor sporlarıyla nasıl tanıştınız?
Benim için de oldukça klasik bir başlangıç, çünkü herkes bir kadın olarak otomobil sporlarıyla nasıl tanıştığımı merak ediyor. Haksız da sayılmazlar aslında... Küçüklüğümden beri arabalara karşı hep bir ilgim vardı. Ailem de ehliyet aldıktan sonra kendimi geliştirebilmem adına bana destek oldu ve beni yönlendirdiler. Ailemin desteği ve tutkuma saygı duymaları aslında bugüne kadar olan başarılarımın temelini oluşturuyor. Kendimi bu konuda çok şanslı hissediyorum. Motivasyonum yüksek bir halde bu spora giriş yaptığımı söylemeliyim. Sanırım 1-0 önde start aldım kariyerimde.

Otomobil sporları kariyerime 18 yaşında Safari Motorsports’tan aldığım eğitim ile başladım ve 2008-2009 sezonlarında pist yarışlarına katıldım. 2010 sezonunda rallikros ve tırmanma yarışlarına katılarak tecrübemi arttırdım, 2011 sezonunda ise Neo Motorspor adına Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yarıştım. 2012 sezonunda Pegasus Racing adına Afşin Baydar co-pilotluğunda Fiat Punto S1600 ile yarışarak, Türkiye Ralli Kadın Pilotlar ve Sınıf 5 birinciliklerini elde ettim.
 
Türkiye'deki eğitim programları haricinde İtalya'da Vittorio Caneva Rally School ve Norveç'te John Haugland Winter Rally School'da birçok eğitime katıldım. Hala da fırsat buldukça ve gerekli olduğunu düşündüğüm zamanlarda ralli ile ilgili eğitimler almaya devam ediyorum.
 
2012, 2013, 2014 ve 2015 sezonlarında da Neo Motorspor adına yarışarak 4 kez üst üste Kadın Pilotlar Birinciliği'ni elde ettim.

'Kadın bu sporu yapamaz' önyargısı erkek pilotlar arasında var mı? Bu önyargı size hiç zorluk çıkardı mı?
Toplumumuzun maalesef ki kadınlara bakış açısı beklenilen düzeyde değil. Öncelikle bakış açımızı değiştirmeliyiz; iş hayatında, sporda, evde, sokakta aklınıza gelebilecek her yerde. Kadınların en çok sıkıntı çektiği konulardan biri; kendilerini bir birey olarak kanıtlamak zorunda bırakılmaları. Ben de şu anda otomobil sporlarıyla birlikte bir nebze de olsa kadınların sesini duyurmak için elimden geleni yapıyorum. Erkek sporu olarak bilinen bir spor dalında, bugüne kadarki başarılarım kadınların istediği zaman neler yapabildiğini gösteriyor. Umarım her başarım kadınlara örnek olur ve daha nice başarılı kadın ülkemizin geleceğine yön verir.
 
Ayrıca yarıştığım Türkiye Ralli Şampiyonası kadın-erkek sporcuların bir arada olduğu bir şampiyona. Sadece kadınlar arasında değil erkekler arasında da bugüne kadar birçok derece elde ettim. Hiç zorluk yaşadım mı sorusuna ise, 4 yıl üst üste Türkiye Ralli Şampiyonası’na ambargo koyma başarısını göstererek cevap verdiğimi düşünüyorum :)



Motor sporlarının bir kadın olarak bu kadar başarılı şekilde üstesinden gelmenizin avantajları ve dezavantajlarını söyleyebilir misiniz?
Erkek egemen bir spor dalı olan rallide kadın olmanın tek avantajı insanların size bakışları ve  “vay be” demeleri. Bir de başarılı bir kadınsanız, birçok kadına ilham olmak ve onlara güç veriyor olmak inanılmaz güzel hissettiriyor. Daha güçlü hissediyorsunuz.
 
Dezavantajları ise; erkeklere nazaran gerek fiziksel gerek kullanım açısından birçok zorlukla karşı karşıyayız. Motor sporları öncelikle güç isteyen bir spor yani fizik kondisyonunuzun çok iyi olması gerekiyor. Bu yüzden güçlü olmak adına çok fazla spor yapıyorum. Aradaki açığı kapatmaya çalışıyorum.

Türkiye'de motor sporlarına ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? İlgiyi arttırmak için sizce neler yapılmalı?
Toplum olarak otomobili seven bir toplumuz ama yine de ralli için gereken ilginin büyüklüğünden bahsedemeyeceğim. Bu konuda devletin daha fazla destek olabileceğini düşünüyorum.  Kadınlara ralliyi sevdirecek daha geniş çaplı bir duyuru ve çalışma yapılabilir. Bu konuda medyaya büyük görev düşüyor bence. Türkiye genelinde yıl içerisinde birçok üniversite ve konferanslara konuşmacı olarak katılıyorum. Başarı hikayemden etkilenen ve otomobil sporuna merak saran kadınlarla karşılaşıyorum. Mümkün olduğunca onları teşvik etmeye çalışıyorum ve gerekli yönlendirmeleri yapıyorum. Umarım ileride bir gün, teşvik ettiğim bir isimle aynı yarışta karşılaşırım.



Bu sporu yapan kaç kadın var? Bu spor dalına ilgi duyan kadınlara vereceğiniz tavsiyeler var mı?
Yurt dışında bu sporu yapan çok fazla kadın var. Türkiye’de de her sene bu spora yeni kadınlar ekleniyor. Her sezon Türkiye Ralli Şampiyonası’nda yarışan kadın sayısı değişiyor. Ralliye yeni başlayacak kişilere tavsiyem; her spor dalında olduğu gibi çok çalışmak. Fiziken de güçlü olmalılar. İşiniz sadece hız gibi görünse de doğru zamanda doğru kararlar hızdan da önemli. Tüm bunların yanında belki de her şeyden önemlisi kendinize inanmanız, istemeniz, başarıyı hayal etmeniz... Gerisi geliyor çünkü.

Peki ya siz ralli dışında günlük hayatınızda hobi olarak neler yaparsınız?
Antrenman ve yarışlar sonrasında yorgunluğumu atacak, beni ruhen ve fiziken rahatlatacak aktiviteler yapmaya özen gösteriyorum. Duş alıp uzanmak, sevdiğim yazarların kitaplarını okumak, film izlemek veya yalnız kalıp dinlenmek beni rahatlatan şeyler…
 
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği'ne (KAGİDER) üyeyim, bunun yanı sıra kurduğum lojistik firmasında halen üst düzey yöneticilik görevime devam ediyorum. Avon’un 20 yıldır yürüttüğü Meme Kanseri İle Mücadele Projesi’nin de iyilik elçisiyim.

Son olarak bir ralli sporcusu olarak beslenme ve sporda nelere dikkat ediyorsunuz? Hangi sporları yapıyorsunuz; özel bir diyet uyguluyor musunuz? Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
Otomobil sporlarında başarılı olabilmeniz için güçlü bir bünyeye sahip olmanız gerekiyor. Yarışlarda çok efor sarf ediyoruz ve vücudun tekrar toparlanması için sağlıklı beslenmemiz gerekiyor. Dolayısıyla sadece antrenman zamanı değil her zaman beslenmeme dikkat ediyorum. Genelde karbonhidrat ve protein dengeli beslenmeye özen gösteriyorum. Herhangi bir öğünde karbonhidrat ve proteini birbirine karıştırmamaya çalışırım. Sebze ve meyve çok severim ama et, tavuk veya balığı da asla ihmal etmem. Vücudumuzun her türlü besine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
 
Yarış haftasında ise biraz daha fazla karbohidrat tüketiyorum. Yarış antrenmanında yaklaşık 6 saatim geçiyor. Antrenman sırasında tüm takım benimle birlikte oluyor. Fitness antremanımda antrenörümle çalışıyorum. Hem normal fitness hem de yarış sırasında güçlü olması gereken boyun ve kol kaslarımı geliştirmeye yönelik çalışıyorum. Bu çerçevede haftanın 3 günü fitness, 2 günü de pilates yapıyorum. Ayrıca iyi bir yarış geçirdikten sonra bir sonraki yarışa motivasyonum yüksek hazırlanıyorum.







EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK

EN POPÜLER RÖPORTAJ HABERLERİ




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X