Röportaj: FITNB`in Yaratıcısı Melis Acar

Geçtiğimiz hafta `Freak Is The New Black`in tasarımcısı Melis Acar ile çay saatinde buluştuk.. İtalya`dan gelir gelmez yakaladığımız Melis`le röportaj

Röportaj: FITNB`in Yaratıcısı Melis Acar
Yayın Tarihi: 12.10.2015 10:14:00

Trendus okurları için kısaca  kendinizden bahseder misiniz? 

82 doğumluyum.  Başkent Üniversitesi’nde İşletme okudum. Moda eğitimi de hep almak istediğim bir eğitimdi, o yüzden İtalya’ya gittim. 3 sene Moda ve Tekstil Tasarımı okudum. 1 seneye yakın çalıştım; daha sonra yine İtalya’da master yaptım. İleri dikiş ve kalıp teknikleri  üzerine bir eğitimdi.. İşletmeyi de aslında,  ilerde kendi işimi yapmak istersem paradan da anlamam gerektiğini düşündüğüm için okudum. Daha sonra İtalya’da çalışmaya başladım. Ufak ufak arkadaşlarıma ve kendime bir şeyler yaparken markam oluşmaya başladı.

Peki `Freak Is The New Black` ismi nasıl çıktı? 
 
Bu aslında okul projemdi. Bir street wear projemiz vardı okulda, o zaman bulmuştum.. Markanın genel felsefesi de aslında şu: “Normal olmaya çalışma; zaten normalden daha iyisin”. Velhasıl normal kavramı ne kadar kanıksanmış gözüküyor olsa bile cool kavramı da bir o kadar abartılıyor. Üstelik normalin karşıtı anormaldir gibi bir algı var. Aslında markanın ismi kinaye yaparak sistemi eleştiren birçok açıklamayı da beraberinde getiriyor. Kendin olmak için freak; ya da türkçe karşılığıyla garip olmak zorunda değilsin, ama normal standartlara uyacağım diye kendini kasacağına, gerekiyorsa freak ol! Daha dogrusu kendin ol! Laf salatası gibi dursa da hem modanın doğasını hicveden ve aynı zamanda yücelten hem de çok pop gözükmesine rağmen normlara karşı durarak mevcudu sorgulayan bir isim. Kısacası okul projesi ile ortaya çıktı, ama ben çok sevince kullanmaya karar verdim. Soran oluyor aslında neden bu kadar uzun diye ama uzun olması nedeniyle akıllarında kaldıklarını da söylüyorlar.
 
Önce t-shirt ile yola çıktınız sanırım?
 
Evet önce t-shirt ile başladım. Okulda yapmaya başladığım işlerin bir devamıydı aslında. Ama hep bir koleksiyonum olsun istiyordum; ufak adımlarla başlamak istedim. Ciddi bir süreç çünkü, sadece tasarlamayla kalmıyor; üretimi, lojistiği vs. her şeyi var içinde..
 
Aslında onu da soracaktım; her aşaması ile siz mi ilgileniyorsunuz tasarımın? 
 
Evet… Kalıpların çoğuna müdahale ediyorum. Çizimleri zaten ben yapıyorum, tasarımlar bana ait. Ufak bir atölyemiz var, butik tarzında, her şeyimiz orda üretiliyor. Aslında biraz da öyle kalmasını tercih ediyorum; çok fazla büyümeden yana değilim. Çünkü herkesin üzerinde aynı şeyleri görmekten sıkıldık. Biraz farklı giyinmek için, az olan, tükenen olmasından yanayım ki insanlar keyfini çıkarabilsin. O yüzden hepsini ben yapıyorum diyebiliriz.
 
Başta sadece organik kumaşlar kullanıyordunuz diye biliyorum, o hala devam ediyor mu? 
 
Evet şu anda hala var.. Tensel diye bir kumaş var, hem antibakteriyel, hem de organik.. Ağaç kabuğundan elde edilen bir maddeden yapılıyor; rejenere bir kumaş. Birçok marka kullanıyor zaten bu kumaşı H&M, Zara gibi... Benim özellikle kullanma amacım, hem bilinçli bir tüketim sağlamak, hem de kumaşın kendisini çok sevmem; ama hepsi öyle değil tabiki.. Özellikle triko ve t-shirtlerde tensel kullanıyorum. Polyesterler de var içinde, ama onlara yaptığımız baskılarda da ağır kimyasallar olmayan, nefes alabilen, Ekoteks Sertifikası olan, Avrupa Birliği Standartlarına uygun şeyler kullanıyoruz.
 
Peki son koleksiyonunuz hakkında biraz bilgi verir misiniz? Nelerden esinlendiniz? Neden uzay?
 
Aslında tam olarak uzay diyemeyiz. Ben 60`lar ve 70`lerde hayal edilen bir uzaydan esinlendim. Çünkü geçmişte hayal edilen uzay ile şu anda hayal edilen uzay arasında çok fark var. O zamanlar uzay bizim için daha büyülü bir dünyaydı. Ben onu yeni bir gözle değerlendirmek  istedim.  Zaten sadece uzay da değil aslında.. 60’ların sonunda kıtalar arası ticari uçuşlar başlıyor; ben bununla ilgili güzel bir video izledim ve biraz da ondan esinlendim aslında.. 60’ların en hızlı kıtalar arası uçuşunu yapan Flight1000’deki uçağın lükslüğü;  o zaman kurulan hayaller, bir yere gitmenin, yeni bir yer görmenin hayali etkiledi beni.. Stanley Kubrick’in `2001: A Space Odyssey’si falan hepsi bir araya gelip koleksiyon için bana ilham verdi diyebiliriz. Biraz da 90’ların sonundan esintiler var aslında. 90’ların sonunda çocuk olduğum için midir bilmiyorum, bende hep bir 90’lardan esinti vardır zaten..
 
Peki sezonda öne çıkan bir renk var mı yeni koleksiyonda? Gerçi sizin belli bir renk kartelanız var gibi görünüyor. FITNB deyince aklıma direk  2-3 renk geliyor.. Bu algıyı oluşturmak da güzel bir şey bence..  
 
Aslında her sezon renkler değişiyor ama çok renkli desenler de olduğu için o algı akılda kalıyor tabiki. Mesela bu sezon saks mavisi ile fuşya var baskın diyebileceğimiz. Siyahlar biraz daha baskın diyebiliriz. Diğer sezonlara göre biraz daha koyu bir koleksiyon aslında.. 
 
Half-tone nedir peki? Koleksiyonunuzu anlatırken kullandığınız bir terimdi, ne olduğunu merak ettim..  
 
Half-tone aslında bir grafik tekniği.  Çoğu yerde kullanılan, noktalarla bir imgenin oluşturulma şekli... Benim half-tone’lardan etkilenme sebebim de o dönemdeki sanat akımları, dairesel şekiller.. Yapmaya çalıştığım da aslında bir galaksi deseni, ama sadece uzaktan baktığında galaksi olduğunu anlıyorsunuz, yakından bakınca sadece noktalardan ibaret..
 
Türk modası hakkında ne düşünüyorsunuz? 
 
İyiye gidiyor ama yeterli değil diye düşünüyorum. Çünkü yurt dışında moda bloglarını, moda dergilerini takip ettiğimizde öyle şeylerden konuşuluyor ki bizde bazı şeylerin eksik olduğunu görebiliyoruz. Örneğin Show Studio’nun Youtube kanalı var; orada örneğin Prada’nın bir defilesi hakkında bir saat konuşabiliyorlar; bizde de bu olduğunda tamam olacağız diye düşünüyorum.
 
Bizde bir sürü başarılı tasarımcı var ama sektörün ve büyük mağazaların daha çok desteğine ihtiyaç var diye düşünüyorum.
 
Beğendiğiniz tasarımcılar var mı peki? 
 
Çok var, ama şu sıralar en çok beğendiklerimi sıralayabilirim.. Carven’i çok beğeniyorum. İki tasarımcısı var, Alexis Martial and Adrien Caillaudaud, çok başarılılar. 
 
Bence Jeremy Scott’ı da beğeniyosunuzdur..  
 
Evet Jeremy Scott’ı da çok beğeniyorum. Aslında şöyle bir şey oldu, Jeremy Scott`ın en son gerçekleşen New York Moda Haftası`ndaki İlkbahar-Yaz 2016 koleksiyonunun teması, aslında bizim geçen sezon yaptığımız İlkbahar-Yaz 2015 kolesiyonumuzun teması ile aynı. “Screen” teması vardı orda da; ekran görüntülerinin, kesitlerin olduğu.. Ama burda yapınca pek duyulmuyor tabiki..
 
Kariyer hedefleriniz var mı peki? 5 sene sonra kendinizi görmek istediğiniz bi yer?
 
Kendi markamdan ziyade kendimle ilgili var aslında. Büyük, kurumsal, moda dünyasında adı geçen bir markada çalışmak isterim. FITNB’i de bir yandan yürütebilirim diye düşünüyorum. Tecrübem de olduğu için İtalya’da iyi bir markada çalışmak hedeflerimden bir tanesi..
 
FITNB Türkiye dışında bir yerde satılıyor mu? 
 
Şu anda satılmıyor ama görüşmelerimiz sürüyor. Belki bu sezon İtalya’da satılmaya başlanacak.
 
Moda haftasına katılma hedefleriniz var mı?
 
Aslında yok.. Türkiye’deki formatı açıkçası biraz protesto ediyorum. Çünkü yurt dışında bu bir sponsorluk işi. Yani bir yere gelen genç markalar arkalarında sponsor olmadan bir yere gelemeyeceğini biliyorlar. Başka ülkelerde bu işler çok sistematik yürüyor. 
İstanbul’da zaten bir moda haftası ile diğer moda haftasına katılan isimler genelde hep farklı oluyor. Sanki çoğu tasarımcı memnun kalmıyor.  Bir sezon katılanlar öbür sezon katılmıyor gibi. Sabit olan çok az isim var. Dolayısıyla öyle bir hedefim yok şu an için..

FOTO GALERİ

FOTO GALERİNİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN






EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK

EN POPÜLER RÖPORTAJ HABERLERİ




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X