Röportaj: FD Architecture

İşini aşkla yapan FD Architecture ve Rue 1387 kurucusu Funda Arkas'la çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisiyle Kemer Country Club'da gerçekleştirdiği Rue 1387 Pop-up store'da buluştuk. İş hayatı, tecrübeleri ve hayata bakışı ruhumuza çok dokundu.

 

Röportaj: FD Architecture
Yayın Tarihi: 25.12.2017 14:51:00
Öncelikle FD Mimarlık’ı biraz tanıyabilir miyiz?

FD Mimarlık 1999-2000 yıllarında kuruldu. Mimarlar, yüksek mimarlar, inşaat mühendisleri… Bünyemizde çok fazla eğitimli arkadaşlarımız var. Proje çiziyoruz, proje üretiyoruz, inşaat yapıyoruz. Eski taş evleri, dokusu, hikâyesi olan, karakteri olan binaları rölöve ediyoruz. Dokuyu çok bozmadan, örneğin taş binaysa PVC ve metal gibi daha suni, daha yeni malzemeler kullanmadan eskiyi koruyarak iyileştirmeye çalışıyoruz.  Genellikle anahtar teslim işler yapıyoruz. Müşterilerimiz valizini alıp geliyor. Yurtdışı, İstanbul, İzmir, Bursa, Çeşme… Pek çok yerde işler yapıyoruz. Genelde müşterilerimiz diyor ki “ben buraya yeni geliyorum” ya da “benim böyle bir yeteneğim yok, valizimi alıp gelmek istiyorum.” Biz çatal bıçağından nevresimine, havlusuna kadar komple döşeyerek veriyoruz. Bazen iç dekorasyon yapıyor, bazen komple yıkıp yapıyoruz. Bazen de sıfırdan inşa ediyoruz. Aradığınız zaman doğru ürünü bazen bulamayabiliyorsunuz. O yüzden gördüğümüz doğru ürünleri stoklamayı tercih ediyoruz. Çünkü zaten stilimiz belli. Müşterilerimiz de bizim tarzımızı bildikleri için bizi tercih ediyorlar.

Rue 1387 nasıl kuruldu?

Seçtiğimiz ürünlere çok talep olduğu için de satışa başladık. Rue 1387 de 3 sene önce bu ��ekilde kuruldu. 1387 bizim sokak numaramızdı. Ben çok şatafatlı bir isim bulmak istemedim. Eşimin ailesi Fransız ve evde genelde Fransızca konuşuluyor. Rue da “sokak” demek. O yüzden “1387 Sokak” aslında adımız. Ofisimiz merkezimiz İzmir Alsancak’ta. Bütün ustalarım 15-20 yıldır çalıştığım ekiptir. Mimarlar, mühendisler hepimiz bir takımız. FD Mimarlık ve  Rue 1387 aslında bir bütün. Birbirini tamamlıyorlar.

Ürünleri toplama aşaması nasıl gelişiyor? Nelere dikkat ediyorsunuz?

Tek parçaları, sadece sizi yansıtan, ruhu, karakteri, hikâyesi olan ürünler toplamaya çalışıyoruz. Hiçbiri birbirinin aynısı değil. Hiçbiri kopya değil. Londra’ya gidip tek bir mağazadan alınıp çıkılmaz ürünler. Araba kiralayıp gezeriz tek tek farklı yerleri ve oralardan alırız. Arkasında gerçekten çok emek var.



Ne gibi ürünler var peki?

Patenti bizde olan bir takım koltuklarımız var. Kimi zaman sehpalar, aydınlatmalar üretmeye çalışıyoruz. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından kalma askerlerin o dönem eşyalarını muhafaza ettikleri sandıkların iyileştirilmiş halleri mevcut. Çok eski şifonyerler, saat şeklinde kullanılan eski bir uçak pervanesi, 1900-1910’lu yıllardan kalma  çalışma masası.. Bunlar gibi hikâyesi olan vintage ürünler dışında Londra’da, New York’ta, Paris’te sergilenen çok iyi fotoğrafçıların fotoğrafları var. Çok iyi tablolar, tasarım ödülü almış modern yeni parçalarımız da var. İran halısı da var, özel dokutulmuş kuru kafalı halılar da var.



Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Kişinin kendisini yansıtan, eskiyi ve yeniyi harmanladığımız tasarımlar ortaya çıkarıyoruz. Çok modern bir evde vintage bir obje kullanarak bazı köşelere dikkat çekiyoruz. Bir köşe veya bir parça eski olduğunda ya da modern bir sehpanın altına eski bir halı attığında bambaşka bir stil ortaya çıkıyor. Bunlar başlı başına bir sanat eseri. Çok iyi bir aydınlatmayla, eski bir halıyı duvarına asarak yeniyle eskiyi karıştırarak muazzam bir tarz yaratabiliriz. Herkesin kişiliği, rengi, çizgisi, stili başkadır.  Ev, içinde yaşayan kişiyi yansıtır. Evleri bizler, mimarlar yaratmayız. Biz sadece onların konforlu bir biçimde yaşam alanlarını oluşturur, onlara alternatifler sunarız. Yoksa mekanlara her zaman insanlar ruh katar, yaşatır. 

Projelerinizde en çok nelere dikkat edersiniz?

Benim için yatak ve koltuk çok önemlidir. Dışarıdan geldiğinde en çok vaktini koltukta geçirirsin. Koltuktan sonra da yatakta geçirirsin. Konforlu bir uyku çok önemlidir; ertesi günkü enerjini belirler, güne iyi başlamanı sağlar. Bu tip bazı ince nüanslar vardır. Bunu anlatmaya çalışırım. Projelerimde müşterilerimizi mutlaka tanımaya çalışırım. Giyimi stilinden tercih ettiği renklere, evin en çok hangi kısımlarında vakit geçirdiğine, lüksten mi yoksa salaşlıktan mı hoşlandığına hatta kullandığı saç aksesuarlarına bile bakarım. Çünkü her şey onu temsil eder. Ben çiçekleri çok severim, çevremdekilere de sıklıkla hediye ederim. Ama gösterişli çiçekler almam, kır çiçekleri alır bakır bir çanağa koyarım. Taş çanağa kasımpatı koyarım, bunlar gerçek çiçektir. Zorlama bir izlenim yaratmaz bunlar. Bizim projelerimiz de böyledir. Hiçbir şey zorlama değildir. Tamamen kişiye endekslidir ama ihtiyacı olduğu kadarıdır. Ellerindeki mevcut ürünleri nasıl değerlendirebilir ve nasıl şekil değiştirerek farklılık yaratabiliriz diye düşünürüz.

Kimlere hitap ediyorsunuz? Sizi kimler tercih etmeli?

Aslında gençlere de hitap ediyoruz, orta yaşın üstüne de. Son zamanlarda gençler de iyi ürünlerden anlıyorlar. Ruhumuzu anlayan, vintage, hikâyesi olan ürünleri seven herkes yaptığımız işleri beğeniyle karşılıyor.



Hiç kabul etmediğiniz bir müşteriniz oldu mu?

Evet, çok oldu. Bunun maddiyatla alakası yok. İşimi çok severek, özenerek yapıyorum. Tevazu gösteremiyorum bu konuda. Takımıma, kendime saygım çok. Mesaimiz, günümüz, saatimiz yok.  Her işi kendine yapıyormuşçasına özenerek yapan bir ekibiz. Çok paralar alıp zengin olmaya ihtiyacım yok. Hesaplı çalıştığımızı düşünüyorum. Benim işimin merkezi İzmir. Yaşadığım yeri seviyorum ailemle dostlarımla kocaman bir aileyiz. Kışın Çeşme’de yaşamak çok güzel, sıkıldığımızda yurtdışına gidiyoruz. Popüler yerler olmayan küçük kasabalara gidiyoruz. Ben evlenirken de en yakın 16 dostum yanımdaydı. Fransa’da bir Ortaçağ kasabasında, 20 haneli bir yerde evlendim. Tatil arasına nikah sıkıştırdık aslında. Çok kalabalıklar içinde boğulmayan, yanımda olmasını sevdiğim dostlarım, ailem sokak köpeklerim, evimdeki köpeklerimle yalın sakin bir hayatım var. Böyle olunca da iyi işler çıkıyor. “Ne satsak kar elde ederiz” diye düşünmedik hiç. O yüzden de müşterimi seçtiğim zamanlar çok oluyor. Enerjiye çok önem veriyorum. Bazen karşınızdaki kişiyle enerji tutturamıyorsunuz. Yaptığımız işe, bize saygı duyan insanlara iş yapıyorum. Bana gelip bir milyon dolar da verebilir ama inanmadığım, sevemediğim hiçbir kimseye iş yapmam. Bazen müşteri varaklar, swarovskiler istiyor. Bana boşuna para ödeyeceklerini, çünkü bunun benim tarzım olmadığını belirtiyorum. Tabi ki yapabilirim ama ben bunu severek yapmayacağım ve hal böyle olunca da ortaya güzel bir iş çıkmayacak. Bu yüzden çalışmıyorum bu kişilerle. Bazen de karşılıklı diyalog kuramadığımız için işleri alamıyorum. Bazen de bizimle çalışmayı çok isteyen ancak bütçesi bizim bütçemizin altında kalan kişilere önemli olmadığını belirtip kendi cebimizden harcayıp aldığımız işler oluyor. Çünkü bu tamamen inançla ilgili bir şey. Sattığımız ürünler, kimi zaman çok daha yükseğini teklif edip almak isteyene satıldı, kimi zaman da alış fiyatına inip üstüne hiç kar konmadan ürünümüzü verdik. Hatta bazen ürünü bizzat gidip evine ben yerleştirebiliyorum müşterimizin. Çünkü o an o parçanın doğru yere gittiğine inanıyorum. Kesinlikle kıymetini bilecek, onun ruhunu anlayacak biriyle çalıştığınızda bu size keyif veriyor.
 
Öncelikle FD Mimarlık’ı biraz tanıyabilir miyiz?

FD Mimarlık 1999-2000 yıllarında kuruldu. Mimarlar, yüksek mimarlar, inşaat mühendisleri… Bünyemizde çok fazla eğitimli arkadaşlarımız var. Proje çiziyoruz, proje üretiyoruz, inşaat yapıyoruz. Eski taş evleri, dokusu, hikâyesi olan, karakteri olan binaları rölöve ediyoruz. Dokuyu çok bozmadan, örneğin taş binaysa PVC ve metal gibi daha suni, daha yeni malzemeler kullanmadan eskiyi koruyarak iyileştirmeye çalışıyoruz.  Genellikle anahtar teslim işler yapıyoruz. Müşterilerimiz valizini alıp geliyor. Yurtdışı, İstanbul, İzmir, Bursa, Çeşme… Pek çok yerde işler yapıyoruz. Genelde müşterilerimiz diyor ki “ben buraya yeni geliyorum” ya da “benim böyle bir yeteneğim yok, valizimi alıp gelmek istiyorum.” Biz çatal bıçağından nevresimine, havlusuna kadar komple döşeyerek veriyoruz. Bazen iç dekorasyon yapıyor, bazen komple yıkıp yapıyoruz. Bazen de sıfırdan inşa ediyoruz. Aradığınız zaman doğru ürünü bazen bulamayabiliyorsunuz. O yüzden gördüğümüz doğru ürünleri stoklamayı tercih ediyoruz. Çünkü zaten stilimiz belli. Müşterilerimiz de bizim tarzımızı bildikleri için bizi tercih ediyorlar.

Rue 1387 nasıl kuruldu?

Seçtiğimiz ürünlere çok talep olduğu için de satışa başladık. Rue 1387 de 3 sene önce bu şekilde kuruldu. 1387 bizim sokak numaramızdı. Ben çok şatafatlı bir isim bulmak istemedim. Eşimin ailesi Fransız ve evde genelde Fransızca konuşuluyor. Rue da “sokak” demek. O yüzden “1387 Sokak” aslında adımız. Ofisimiz merkezimiz İzmir Alsancak’ta. Bütün ustalarım 15-20 yıldır çalıştığım ekiptir. Mimarlar, mühendisler hepimiz bir takımız. FD Mimarlık ve  Rue 1387 aslında bir bütün. Birbirini tamamlıyorlar.



Ürünleri toplama aşaması nasıl gelişiyor? Nelere dikkat ediyorsunuz?

Tek parçaları, sadece sizi yansıtan, ruhu, karakteri, hikâyesi olan ürünler toplamaya çalışıyoruz. Hiçbiri birbirinin aynısı değil. Hiçbiri kopya değil. Londra’ya gidip tek bir mağazadan alınıp çıkılmaz ürünler. Araba kiralayıp gezeriz tek tek farklı yerleri ve oralardan alırız. Arkasında gerçekten çok emek var.

Ne gibi ürünler var peki?

Patenti bizde olan bir takım koltuklarımız var. Kimi zaman sehpalar, aydınlatmalar üretmeye çalışıyoruz. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından kalma askerlerin o dönem eşyalarını muhafaza ettikleri sandıkların iyileştirilmiş halleri mevcut. Çok eski şifonyerler, saat şeklinde kullanılan eski bir uçak pervanesi, 1900-1910’lu yıllardan kalma  çalışma masası.. Bunlar gibi hikâyesi olan vintage ürünler dışında Londra’da, New York’ta, Paris’te sergilenen çok iyi fotoğrafçıların fotoğrafları var. Çok iyi tablolar, tasarım ödülü almış modern yeni parçalarımız da var. İran halısı da var, özel dokutulmuş kuru kafalı halılar da var.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Kişinin kendisini yansıtan, eskiyi ve yeniyi harmanladığımız tasarımlar ortaya çıkarıyoruz. Çok modern bir evde vintage bir obje kullanarak bazı köşelere dikkat çekiyoruz. Bir köşe veya bir parça eski olduğunda ya da modern bir sehpanın altına eski bir halı attığında bambaşka bir stil ortaya çıkıyor. Bunlar başlı başına bir sanat eseri. Çok iyi bir aydınlatmayla, eski bir halıyı duvarına asarak yeniyle eskiyi karıştırarak muazzam bir tarz yaratabiliriz. Herkesin kişiliği, rengi, çizgisi, stili başkadır.  Ev, içinde yaşayan kişiyi yansıtır. Evleri bizler, mimarlar yaratmayız. Biz sadece onların konforlu bir biçimde yaşam alanlarını oluşturur, onlara alternatifler sunarız. Yoksa mekanlara her zaman insanlar ruh katar, yaşatır. 



Projelerinizde en çok nelere dikkat edersiniz?

Benim için yatak ve koltuk çok önemlidir. Dışarıdan geldiğinde en çok vaktini koltukta geçirirsin. Koltuktan sonra da yatakta geçirirsin. Konforlu bir uyku çok önemlidir; ertesi günkü enerjini belirler, güne iyi başlamanı sağlar. Bu tip bazı ince nüanslar vardır. Bunu anlatmaya çalışırım. Projelerimde müşterilerimizi mutlaka tanımaya çalışırım. Giyimi stilinden tercih ettiği renklere, evin en çok hangi kısımlarında vakit geçirdiğine, lüksten mi yoksa salaşlıktan mı hoşlandığına hatta kullandığı saç aksesuarlarına bile bakarım. Çünkü her şey onu temsil eder. Ben çiçekleri çok severim, çevremdekilere de sıklıkla hediye ederim. Ama gösterişli çiçekler almam, kır çiçekleri alır bakır bir çanağa koyarım. Taş çanağa kasımpatı koyarım, bunlar gerçek çiçektir. Zorlama bir izlenim yaratmaz bunlar. Bizim projelerimiz de böyledir. Hiçbir şey zorlama değildir. Tamamen kişiye endekslidir ama ihtiyacı olduğu kadarıdır. Ellerindeki mevcut ürünleri nasıl değerlendirebilir ve nasıl şekil değiştirerek farklılık yaratabiliriz diye düşünürüz.

Kimlere hitap ediyorsunuz? Sizi kimler tercih etmeli?

Aslında gençlere de hitap ediyoruz, orta yaşın üstüne de. Son zamanlarda gençler de iyi ürünlerden anlıyorlar. Ruhumuzu anlayan, vintage, hikâyesi olan ürünleri seven herkes yaptığımız işleri beğeniyle karşılıyor.

Hiç kabul etmediğiniz bir müşteriniz oldu mu?

Evet, çok oldu. Bunun maddiyatla alakası yok. İşimi çok severek, özenerek yapıyorum. Tevazu gösteremiyorum bu konuda. Takımıma, kendime saygım çok. Mesaimiz, günümüz, saatimiz yok.  Her işi kendine yapıyormuşçasına özenerek yapan bir ekibiz. Çok paralar alıp zengin olmaya ihtiyacım yok. Hesaplı çalıştığımızı düşünüyorum. Benim işimin merkezi İzmir. Yaşadığım yeri seviyorum ailemle dostlarımla kocaman bir aileyiz. Kışın Çeşme’de yaşamak çok güzel, sıkıldığımızda yurtdışına gidiyoruz. Popüler yerler olmayan küçük kasabalara gidiyoruz. Ben evlenirken de en yakın 16 dostum yanımdaydı. Fransa’da bir Ortaçağ kasabasında, 20 haneli bir yerde evlendim. Tatil arasına nikah sıkıştırdık aslında. Çok kalabalıklar içinde boğulmayan, yanımda olmasını sevdiğim dostlarım, ailem sokak köpeklerim, evimdeki köpeklerimle yalın sakin bir hayatım var. Böyle olunca da iyi işler çıkıyor. “Ne satsak kar elde ederiz” diye düşünmedik hiç. O yüzden de müşterimi seçtiğim zamanlar çok oluyor. Enerjiye çok önem veriyorum. Bazen karşınızdaki kişiyle enerji tutturamıyorsunuz. Yaptığımız işe, bize saygı duyan insanlara iş yapıyorum. Bana gelip bir milyon dolar da verebilir ama inanmadığım, sevemediğim hiçbir kimseye iş yapmam. Bazen müşteri varaklar, swarovskiler istiyor. Bana boşuna para ödeyeceklerini, çünkü bunun benim tarzım olmadığını belirtiyorum. Tabi ki yapabilirim ama ben bunu severek yapmayacağım ve hal böyle olunca da ortaya güzel bir iş çıkmayacak. Bu yüzden çalışmıyorum bu kişilerle. Bazen de karşılıklı diyalog kuramadığımız için işleri alamıyorum. Bazen de bizimle çalışmayı çok isteyen ancak bütçesi bizim bütçemizin altında kalan kişilere önemli olmadığını belirtip kendi cebimizden harcayıp aldığımız işler oluyor. Çünkü bu tamamen inançla ilgili bir şey. Sattığımız ürünler, kimi zaman çok daha yükseğini teklif edip almak isteyene satıldı, kimi zaman da alış fiyatına inip üstüne hiç kar konmadan ürünümüzü verdik. Hatta bazen ürünü bizzat gidip evine ben yerleştirebiliyorum müşterimizin. Çünkü o an o parçanın doğru yere gittiğine inanıyorum. Kesinlikle kıymetini bilecek, onun ruhunu anlayacak biriyle çalıştığınızda bu size keyif veriyor.
 
Kendilerine ulaşmak için;

F&D Dekorasyon Tasarım Turizm İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.
Rue 1387

Tel : +90 (533) 020 13 19
info@fdyapi.com.tr

 
 
 



 

 




EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK



Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X