Röportaj: Doğay Can

Doğay Can, Japon kültürünün soylu askerleri "Samuray"lardan ilham alarak tasarladığı ilk koleksiyonu "Black Belt"i, Mercedez-Benz Fashion Week İstanbul'da sunacak. Biz de onu, defile öncesi, biraz daha yakından tanımanızı istedik!

Röportaj: Doğay Can
Yayın Tarihi: 12.10.2016 16:05:00
Yepyeni bir markayı bu sene MBFWI’da göreceğiz. Bize biraz markandan bahseder misin? Podyumda nasıl bir koleksiyon göreceğiz?
 
Doğay Can markasının hikayesi fast-fashion tüketimine bir başkaldırı olarak oluştu. Hızla tüketilen moda, düşük kalite kumaşlar ve dikimler, sürekli karşımıza çıkan stiller vb. durumlar, farkındalığı yüksek kadınları yüksek kalite arayışına itiyor. Hazır giyimde "semi-couture" alanında kadın giyime hizmet veren çok az isim var, Doğay Can markasıyla bu açığı doldurmaya çalışıyorum. Bu nedenle yüksek dikiş, kaliteli kumaşlar Doğay Can çatısı altındaki koleksiyonların mihenk taşını oluşturuyor. Doğay Can markasını kurarken tamemen kendi içimdeki kadınlara odaklandım ve onlardan yola çıktım. Her kadının kendi içinde yarattığı veya kendini görmek istediği farklı hikayeler vardır. Koleksiyonda da farklı kadınların, farklı hikayelerine tanık oluyoruz. Tüm bu kadınların ortak noktası ise kendine güvenen, dişi, sofistike ve güçlü olmaları.

MBFWI’da, kendi adını taşıyan bir marka ile ilk kez yer alacaksın. Bu nasıl bir his? Moda Tasarım okuma kararını aldığın zaman bunun hayalini kurmuş muydun?
 
10 yıl boyunca hazır giyim perakende sektörünün öncü firmalarında baş tasarımcı olarak hizmet verdim ve dolayısıyla yüzlerce koleksiyon hazırladım . Çok büyük koleksiyonlara imza atmak zor olduğu kadar da tatmin edici; fakat kendi adınızı taşıyan bir koleksiyon olunca koleksiyon çocuğunuzmuş hissi yaratıyor. Koleksiyonda yer alan her bir parçayla kuvvetli bir bağ kuruyorsunuz ve haklı gururunu yaşıyorsunuz. Runway, çocukluğundan beri bu mesleğe göz koymuş her tasarımcı gibi benim de ilk hayalimdi.
 
Koleksiyonunu oluştururken nelerden ilham aldın? 3 kelime ile koleksiyonunu nasıl tanımlarsın?

Black Belt koleksiyonunu oluştururken samuray kostümlerinden ilham aldım. Çıkış noktam samurayların giydiği hakama pantolonlar oldu. Samuraylar bu pantolonlar sayesinde hamlelerini gizleyebiliyorlar ve bir kalkan gibi kullanabiliyor. Bu da günümüzde, yani modern dünyada güçlü bir kadın olmaya atıfta bulunuyor. Koleksiyondaki siyah kuşak detayları gücü simgelerken, yalın ve sofistike duruşlar erdemi vurguluyor. Black Belt koleksiyonunu üç kelimeyle tanımalam gerekirse: Minimal, güçlü ve dişi.
 
Beğendiğin tasarımcılar kimler? Tereddütsüz söyleyebileceğin kaç isim sayabilirsin?

Mugler, David Koma, Dion Lee, Damir Doma, Gareth Pugh başarılı bulduğum ve sürekli takip ettiğim tasarımcılardan bir kısmı.
   
Geleceğe yönelik ütopik hayallerin var mı kariyerinle ilgili olarak?

Kariyerimle ilgili çok sağlam adımlarla ilerlediğimi ve hayal ettiğim alt yapıyı oluşturduğumu düşünüyorum. Bundan sonrası için yine hayata bakış açım da olan şekilde adım adım ilerleyeceğim. Küçük hayaller ve yakalanan büyük başarılar beni daha çok motive ediyor. Küçük adımlarla büyük hedeflere ulaşmak en doğru duruş olarak düşünüyorum.

Türkiye’de moda sektörünü nasıl görüyorsun? 

Kriz halinde ama geleceği umutlu görüyorum. Türk markaları daha cesur ve yeniliklere açık olmalı çünkü genç nüfusun bu bağlamda inanılmaz bir potansiyel taşıdığına inanıyorum.
 
Yurt dışında okurken Dsquared2 ve Dolce & Gabbana gibi lüks markalarda deneyim kazandın. Bunlar sana ne gibi şeyler kattı? Kendi markanda öğrendiklerini uygulayabildin mi?

Bu markalardan öğrendiklerim vizyonumu genişletmemde büyük rol oynadı. Zaman geçirilen, dahil olunan her ortamın kişiye bir deneyim kattığına inanıyorum. Dolayısıyla yaşadığım tüm deneyimleri de Doğay Can markasını oluştururken adım adım uygulamaya devam ediyorum.

Okurlarımıza sezona dair vermek istediğin ipuçları var mı?

Bu sezon maksimalizmin doruklarını yaşıyoruz. Sıradışı stylingler, alışılmışın dışında renk ve desen kombinleri, parlak kumaşlar, aplikeler ve nakışlar çok trend; fakat tüm bunların yanı sıra bu stile tezat bir minimallik de söz konusu. Yalın ve sofistike duruştan uzaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ederiz! Defilen çok güzel geçsin!
 





EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK

EN POPÜLER RÖPORTAJ HABERLERİ




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X