Röportaj: Didem Moralıoğlu

Marka strateji danışmanı Didem Moralıoğlu'na iş dünyasından sosyal medyaya kişisel ve kurumsal markalaşma üzerine merak ettiklerimizi sorduk.

Röportaj: Didem Moralıoğlu
Yayın Tarihi: 18.10.2016 17:48:00
Tasarımcılıktan pazarlama ve marka danışmanlığına giden ilginç bir hikayeniz var. Bize biraz bu süreçten bahsedebilir misiniz?

20 yıllık bilgi, birikim ve deneyimim… Tasarımcılık hikayesini yaratıcılık ve farklılaşmayla birleştirerek markalaşma sürecinin temeline dahil ettim. Markalaşma dediğimiz şey zaten aslında bir bütünün içerisinden sıyrılıp ön plana çıkmak, farklı olmak demek. Tasarımcılık tarafımda beni bu anlamada besliyor aslında.
 
Benim için Marka danışmanlığı konusu; markalaşma ve marka olma kültürünü hem dünya çapında hem de yerel birçok önemli markada deneyimlemiş olmak ve tecrübe edinmekle başladı. 20 yılımın 15 yılı kurumsal hayatta şu an üniversiteyi bitirmiş bir çok gencin hayalini kurduğu markalarda marka ve pazarlama konularında yöneticilik yaparak geçti. Son 5 yılı ise, artık markalaşma ve pazarlama konusundaki bilgi ve tecrübemi hayata geçirme konusu gündeme geldi. Bu da bana kurumsal firmalara stratejik marka danışmanlığıyla birlikte, kişisel marka danışmanlığını ve marka eğitimlerini beraberinde getirdi.
 
Kurumsal hayatta geçirdiğim 15 yıl içinde birçok yaşanmışlıklar ve sizin bilgi ve deneyiminize uyan veya uymayan birçok fikir ve hatta yöneticilerle karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu süreç zarfında her gün karşılaştığım sorunlar veya markalar için oluşturduğum yeni projeler, çözümler ve stratejileri topladığım bir akıllı marka defterim vardı. Her güne özel bir marka hikayesini kaydettiğim bu marka defterim ilerleyen zamanlarda da hem kendi kişisel marka olma hikâyemde hem de marka danışmanlığı yaptığım markalar için adeta bir kılavuz oldu. Aslına bakarsanız yazarlık hikâyemde akıllı marka defterimle oluştu diyebilirim. Marka danışmanlığı yapma teklifi ilk geldiğinde hizmet verdiğim bir markanın sahibi bana toplantıda yaşadığım deneyimlerimle ilgili örnekler vererek o markanın stratejisini oluşturmaya başladığımızda neden kendine bir blog açmıyorsun dedi… ve bu şekilde danışmanlıkla beraber ilk olarak marka defterimdeki bilgi birikim ve tecrübelerimden oluşan bir blog kurarak profesyonel yazım hayatıma başladım. Bu serüven Harvard Business Review yazılarımı fark etmesiyle birlikte benim için yaşamımın bir parçası halini aldı.
 
Hayattaki en büyük amacım, profesyonel hayatımla ile yazma kariyerimi birleştirip iş hayatımı ve zamanımı daha verimli kılmaya çalışmaktı sanıyorum bunu artık başardım diyebilirim. Çünkü yazarak bilgilerinizi milyonlara ulaştırabiliyorum. Gerçekleştirdiğim eğitimlerde, seminerlerde ve marka danışmanlığını yaptığım markalarda her gün bir sürü şey yaşıyorum. Tüm yaşadıklarım benim yazmam için ilham oluşturuyor.
 
İlk kitabınız iş dünyası, ikinci kitabınız ise ilişkiler üzerine. Yeni kitap projeniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Üçüncü kitabım kişisel/kurumsal marka olmanın, bütünüyle kendini yaratma sanatı olduğunu vurgulayan bir başucu kitabı. Hem 20 yıllık profesyonel hayatımdan, hem de danışanlarımın yaşadığı gerçek hikayelerden yola çıkılarak hazırlanan bu kişisel gelişim kitabı kendini kimliğini bir markaya dönüştürmek isteyen herkes için bir yol haritası sunuyor.
 
Uzmanlık alanım olan marka danışmanlığı konusu olunca markalaşma yöntemleriyle, önce bireylerin duygu ve düşüncelerini özümseyerek bir analiz yapıyor ve sonra analizin sonucunda kişinin kendini tekrar yaratacak gücü bulmasını ve bu gücü geliştirerek hayatına ve kariyerine doğru yön vermesine yardımcı olmayı hedefliyorum.
 
Bu kitapta amacım Türkiye’de ister kurumsal bir şirkette çalışıyor olun isterseniz bir üniversite de öğrencisi veya iş arayan bir birey olun, markalaşma adımlarını takip ederseniz istediğiniz işi veya kariyeri yakalamanın mümkün olduğunu göstermek. Onun için kitapta, markalaşma olgusunu bireylere bir olgu anlatıyor ve markalaşmaktan korkmamaları gerektiğini örneklerle açıklıyorum. Çünkü kişisel markalaşma danışmanlığı süreci bireye mutluluğu ve başarıyı birlikte getirir. Başarılı ve mutlu bir birey, kendini geliştirebilen ve toplum tarafından fark edilen ve fark yaratan bir bireydir. 
 
Birçok insan hem kariyerinde hem de özel hayatında pek çok problem yaşıyor. Bu kitap kişiyi kendi iç dünyasına bir yolculuğa çıkarıp yeteneklerini, zayıf yönlerini, potansiyelini ve hayallerini yeniden gözden geçirmesine, sorunlu gördüğü alanları iyileştirmesine ve nihayetinde kendisini mutlu edecek bir kimlik ve bu kimlikten de bir kişisel marka yaratmasına ön ayak olacak bir rehber niteliği taşıyor.
 
Amerikalı iş adamı ve eğitimci Stephen Covey’in söylediklerini düşünecek olursak: “Bir şeyleri öğrenmek ve yapmamak aslında öğrenmemektir. Bilmek ve yapmamak da aslında bilmemektir.” Bence siz de Covey’e kulak verin ve çağımızın sorunlarından birini kendi çıkarlarımız uğruna kullanın. Haydi, kişisel markanızı HEMEN ŞİMDİ yaratmaya başlayalım!
 
Reklam ve markalaşma stratejisi ilişkisinde yapılan en büyük yanlışlar neler sizce?
 
Bir marka strateji danışmanı olarak, markalaşma  stratejisi yönünden bakarsak sürecinin temeli: Yaratıcı olmak ve farklılaşmaktır. Rakiplerinizinkini araştırarak işe başlamalısınız. Üretim araçlarının yaygınlaşması ve ucuzlaması, ürünlerin çeşitlenmesine ve farklı alım güçlerine uygun fiyatlarla sunulmasına imkân tanıyor. 21. yüzyılın dur durak bilmeden evrilen teknolojisi sayesinde, bilgisayarlar bile size rakip olabiliyor.

Peki, bu rekabette öne geçmek için sizin markalaşma stratejiniz nedir?
 
Sanıyorum ki, her an yeni bir rakip daha edindiğiniz bu dönemde binlerce ürün ve hizmet arasında kaybolup gitmek istemezsiniz. Tüketicinin ilgi alanına girebilmek için mutlaka bir fark yaratmanız ve bunun için de yaratıcılığa başvurmanız gerekiyor. Her şeyde olduğu gibi, yaratıcılığı geliştirmek için de ciddi bir zaman ve emek harcamanız şart.

Ürün ve hizmet konusunda bir yaratıcılık sergileyebilmek için iki ayaklı bir markalaşma strateji geliştirmelisiniz. Bunun birinci ayağı, kendi sektörünüz dışındaki uygulamaları da yakından takip etmek ve bunları kendi işinize nasıl uyarlanabileceğiyle ilgili çalışmalar yapmaktır.
 
İkincisiyse, tüketicilerinizin sesine kulak vermek; ihtiyaçlarını tespit etmek ve bu ihtiyaçlara yönelik doğru ve yenilikçi çözümler üretmektir. Strateji belirleme konusunda yaratıcılığın her noktada kullanılabileceğiyle ilgili bir örnek vermek gerekirse: “A” kumaşlara sinen kokuları gizlemek üzere üretilen bir üründü ve piyasaya çıktıktan sonra aylarca iyi bir satış grafiği yakalayamadı. Yapılan tüketici araştırmaları, ürünün kullanım amacının tüketicinin ilgisini çekmediğini gösterdi. Bunun üzerine şirket de stratejisinde yaratıcı bir hamleye gitti ve ürünün pazarlama dilini değiştirdi. Tüketiciye kulak vererek yapılan bu değişiklik sayesinde, ürünün satış grafiğinde muazzam bir sıçrama yakalandı. Ve bu ürün hâlâ kategorisinin en çok satan ürünlerinden biri olarak raflarda yer alıyor.

Siz de kurumsal yaratıcılığınızı geliştirerek mevcut ürün ve hizmetlerinizle ilgili hayal gücünün sınırlarını zorlayan stratejiler geliştirebilir ve yıllarca piyasada sapasağlam kalacak güçlü markalar yaratabilirsiniz.
 
Tüketiciye vereceğiniz bir mesaj, onların zihninde markanızı farklı bir konuma yerleştirebilir. Unutmayın, tüketicinin algısında yarattığınız en küçük farklılığı bile, kısa sürede rakiplerinizden ayrılmanızı sağlayacaktır. Bu ayrılığın iyi ya da kötü yönde olması, sizin kendinizi nasıl anlattığınıza bağlı. Doğru iletişim stratejisi yaparsanız tüketici, sunduğunuz ürün ya da hizmeti deneyimlemek isteyecektir. Deneyimin de memnun kalan tüketici de, artık sizin müşteriniz olacaktır.



Sosyal medyada (özellikle Twitter'da) markaların itibarları bir anda sıfırlanabiliyor. Sosyal medyanın bir markayı karalayabilme potansiyeli sizce de olması gerekenden fazla değil mi?
 
Son yıllarda markalar ve tüketici sosyal medyanın yani bütünü olan dijital pazarlamanın gücünü oldukça önem vermeye başladı. Tabi bir marka olarak marka stratejinizi oluşturmadan dijital mecralarda bir iletişim dili oluşturamamanız gerekir.  Sosyal medyada bir duruşunuz ve dilinizin ve hatta bir ses tonunuzun olması gerekiyor. Marka itibarı yanlış bir söylem veya söz ile ya da hitap ile dijital medyada alt üst olabilir bu marka için ciddi bir kriz yönetimi gerektirebilir. Tabi ki de en başta dediğim gibi marka stratejinizi marka strateji danışmanı ile doğru kurgulamadıysanız bu krizi yönetmeniz biraz imkansız olur ama doğru kurgulanmış bir marka stratejisiyle markanızın dijital ortamda ki itibarını koruyabilir ve yönetebilirsiniz. Onun içinde muhakkak iyi bir kriz yönetiminin olması gerekiyor.  Doğru yönetildiği takdirde dijital pazarlama markalar için çok doğru bir mecradır aslında.
 
Baktığınızda  Türkiye’deki aktif sosyal medya kullanıcı sayısı 42 milyon. We Are Social tarafından hazırlanan 2016 yılı “İnternet ve Sosyal Medya Kullanıcı İstatistiklerine baktığımızda en çok kullanılan sosyal medya platformalrın başında  %32 ile Facebook’un yer aldığını %17 ile Twitter, %16 ile Instagram  takip eder şekilde devam ediyor. Günümüzde, sadece tek bir sosyal medya hesabı ile değil tüm sosyal medya mecraları ile marka itibarı yönetilmektedir. Örneğin, Instagram, 16 milyardan fazla fotoğrafın paylaşıldığı en popüler mobil uygulamalardan biri. Aynı zamanda artık markaların dijital pazarlamaları için hedef kitlelerine ulaşmak adına en önemli sosyal medya kanalları arasında yer alıyor. Hal böyle olunca, hem kişisel marka bilinirliğini arttırmak hem de ürün tanıtımı için instagram çok önemli bir mecra oluyor.. Öncelikle ürünlerinizi kullanan müşterilerinize yer vermeniz, yani insanlarla müşterilerinizi birleştirmeniz markalaşma adına önemli bir kültürdür. Müşterilerinizle samimi bir iletişim diliyle bağlantı kurmanız, hem sizi onlara hem de onları size veya markanıza daha yakınlaştırır. Aynı zamanda “Sadece ürünün kendisini değil ürünün etrafında dönen tüm hikayeyi de onlara göstermek, instagramda markalaşmayı veya  markayı oluşturmayı ve sürekliliğini her zaman canlı tutar..Yarışmalar yapmak müşterilerinizin fotoğraf çekip paylaşmasını sağlamak hashtag kullanmakta sizi her zaman 1 adım öne çıkaracaktır. Tabi tüm bunları yaparken özellikle instagram mecrasının görsel fotoğraf ağırlıklı bir mecra olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Kullandığınız fotoğrafların kalitesinden tutun da rengine kadar her şey ayrı bir önem kazanmaktadır.
 
Günümüzde makyaj ve moda bloggerlarından, sosyal medya fenomenlerine kişisel bir markalaşma çabası göze çarpıyor. Son zamanlarda bazı firmalar da, reklam verme işlerini bu kişilere kaydırıyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Biz ona dijital pazarlama dünyasında marka olabilme süreci diyoruz. Evet bu tarz fenomenelerin ciddi bir hayran kitlesi var.  Bu nedenle hem markalar hem de bu kişiler kendi bilinirliklerini arttırmak için sosyal medya mecrasını kullanıyorlar. Ancak burdaki önemli nokta bu kişilerin markaya uygun olup olmadığıdır. Çünkü tüketici bunun ne kadar reklam kokup kokmadığını hemen anlıyor.  Bu yüzden doğru marka doğru ünlü ile iş birliği yapmalıdır. Bu dünyada daha doğru yapılıyor aslında. Yani deneyim ve samimiyeti aktarabilmelisiniz. Ünlü olarak eğer kullanmayacağınız bir ürün ve hizmetin reklamını yapıyorsanız bu baştan yanlış bir algı oluşturur. Ürün/ hizmetle ünlünün kanlarının uyuşması gerekir.
 
Sosyal medya hesaplarını biraz daha geniş kapsamlı düşünüp dijital pazarlama olarak değerlendirmek gerekiyor. Dijital dünyada ne kadar yer alıyorsanız tüketici sizi ona göre değerlendiriyor. Yani sadece sosyal medya hesapları değil, mobil pazarlamayı, e-posta pazarlamasını, web ve blog pazarlamasını, online müşteri ilişkileri yönetimi, yeni teknolojilerin markaya ve pazarlama süreçlerine entegrasyonu gibi bir çok farklı alanda kimi zaman farklı kimi zaman entegre yönetim modellerini uygulamak dijital dünyada da markalaşmayı beraberinde getiriyor. Bu bütünsellik ile markalaşma deneyiminin etkisi daha da güçleniyor ve marka gibi markalar doğuyor…
 
Markalaşma konusunun bir bacağı da dijital markalaşma konusuna doğru kaymış durumda. Tabi burada şunu da unutmamak gerekir marka strateji danışmanı ile marka stratejisini oluşturulmadan hiçbir mecra iletişimi hatta dijital markalaşma bile yapılamaz..Dijital stratejinin kaynağı her zaman marka stratejisi üzerinden oluşturması gerekir aksi durumda marka için oldukça yıkıcı olur…Markalaşma disiplininde süreklilik ilkesi çok önemlidir. Farklı mecralarda yer alarak tüketiciler ile marka deneyimlerini buluşturmak, onların deneyimlerini öğrenmek ve o deneyimlerden faydalanmak yani işin içerisine tüketiciyi de içine katma konusu sanıyorum dijital dünyada daha anlık ve yaygınlaşan bir olgu oluyor. “İnsan’ı marka stratejisinin merkezine oturtmak” en önemli olgudur.
 
-“Değişim şart”:
Küreselleşen dünyada rekabet hızla artıyor. İş dünyasında kalıcı ve yeni pazarlarda rekabetçi olmak için bir şeyler yapmak gerektiği çok aşıkar. Yeni nesil müşteri bir ürünü satın almadan önce, ürünlerin markayla olan ilişkisini karşılaştırmaya ve firmadan farklı satış teknikleri beklemeye başladı. Evet, artık değişim zamanı ve tüketici için farklı ve kişisel çözümler bulunma zamanıdır. Değişim bir işin geliştirilmesinde ki en önemli halkadır. Değişime ayak uyduran markalar ayakta kalırken bu değişime ayak uyduramayan veya ayak direyen markalar sektörden silinip gidiyor. Değişim için artık markaların etkileşimi artıracak yeni fikirlere yer vermesi daha da önem kazanmaya başladı. 
 
“Tek bir fikir yerine müşteriye özel fikirler üretmek”

Sosyal medyadan sonra artık herkes kendine birer marka herkes birer ünlü gözüyle bakıyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bana göre herkes marka değildir.Topluma bir fayda sağladığınızda marka olursunuz. Zaten yanlış strateji ile bir seferde çıkıp bir seferde balon gibi sönebilirsiniz. Diyelim ki evet ünlü oldunuz her yerde yer alıyorsunuz ama sonrasını düşünmüyorsunuz. Yani kişinin kendisini konumlandırması gerekiyor. Mesela bunu en iyi yapan Gülben Ergen.  Baktığınızda çok iyi bir şarkıcı ve oyuncu ama bir anda ayrıca kendini sosyal sorumluluk projeleri içerisine dahil etti. Çok doğru bir şeydi.  Sosyal sorumluluk deyince aklımıza Gülben Ergen geliyor mesela. Bunu yaptığınızda kendinizi konumlandırdığınızda marka olabilirsiniz.
 
Peki günümüzdeki tüketim çılgınlığına karşı, markayı devam ettirmek için ne gibi stratejiler izlenmeli?
 
Evet artık hergün o kadar çok marka hayatımıza giriyor ki yeni markaları takip etmekte zorlanıyoruz. Ama önemli olan zaten tüketicinin sadakatini sağlamak. Sizin tüketiciye ne vaad ettiğiniz çünkü tüketici o vaat sonrası size güvenle bağlanıyor ve ne kadar yeni marka çıkarsa çıksın tercih edilen siz oluyorsunuz.
 
Bir markayı oluştururken, en önemli faktörlerden biri de, marka strateji danışmanı ile beraber marka hakkında kararlar vermektir. Marka yönetiminde strateji kararı alınırken öncelikle durum analizi yapılır. Firmaların hizmet ya da ürünlerini markalaştırırken ise sırasıyla müşteri analizi, rakip analizi ve kişisel analizleri incelenir. Bu analizlerin her biri farklı amaçlara hizmet eder. Analizler sayesinde firmalar müşterilerini tanır, müşterilerinin ihtiyaç ve isteklerine dayalı pazar sınıflandırması yapar. Bunun yanı sıra hedef pazar da belirlenir. Rakip analizi ile rakip markaların marka imajları ve kimlikleri hakkında bilgi edinip, güçlü ve zayıf yönlerini öğrenerek durumları ortaya çıkarır ve adımların daha sağlam atılması için belirli bilgilere sahip olunur. Kişisel analiz ile marka kendi güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek, çıkan sonuç doğrultusunda doğru ve etkin marka yönetim adımlarının atılmasına öncülük eder.
 
Marka olmak için reklam ve tanıtım mı; yoksa hizmet mi ön planda olmalı? Markalaşma sürecindeki en önemli adım sizce nedir?
 
Hizmet önemli çünkü hizmet toplumunda yaşıyoruz.
 
Geçmişten günümüze dek reklam ajansları, markaların mesajlarını belirleyerek seçtikleri kanallar aracılığıyla yayınlama yöntemiyle markaları yönlendirdiler. Burada mümkün olduğunca hedef kitleye erişme hedefi güdüldü. Fakat günümüzün gitgide sosyalleşen ekonomi dünyasında tüketiciler, gittikçe sayısı artan medya kanallarındaki reklamlara çok daha az ilgi göstermeye başladılar. Artık tüketiciler, vakitlerinin çoğunu sosyal medya kanallarında ya da belli bir konuya odaklanan kendi kurdukları sanal topluluklarda geçiriyorlar. Dolayısıyla bir ürüne ya da hizmete ihtiyaç duydukları anda araştırma yapar hale geldiler. “Bütün bu gelişmeler ise reklam ajanslarının ve reklamcılığın bittiğini mi gösteriyor?” sorusunu akıllara getiriyor. Bu sorunun yanıtı, “kesinlikle hayır” olmalıdır. Çünkü günümüzde hala iyi reklam ajanslarına ve iyi reklamcılara ihtiyaç var. Sadece süreç değişti. Yani reklam ajansları bir markanın oluşumundaki sorumlulukları artık alamaz hale geldiler. Geçmişte markalaşma ve reklamcılık faaliyetleri pazarlamanın birer kolu olarak çalışıyordu. Günümüzde ise pazarlama ve reklamcılık faaliyetleri markalaşmanın yani, marka danışmanlığının bir kolu haline geldi. Dolayısıyla hedef kitleye ulaşmak için markasını doğru yapılandırması gerektiğinin bilincinde olan kuruluşlar için, bir marka danışmanı ile çalışmak ondan marka danışmanlığı hizmeti almak önemli bir zorunluluk haline geldi.
 
Markalaşma stratejik, reklam ise taktik bir süreçtir. 
 
Markalaşmayı ciddiye almak ve uzun soluklu bir çalışma olduğunu kabul etmek gerekiyor. Tek taraflı bir çalışma olmadığını, şirketin en tepesinden en alt kademesine kadar işe sahip çıkılarak yürütülmesi gerektiğinin her fırsatta aktarılması gerekir. Tabi burada şirket üst düzeylerine daha fazla iş düşmektedir. Şirket içi iletişim çok önemli bir kısımdır. Sizin iç müşteriniz şirket çalışanlarınızdır. Onun içinde marka stratejisinin ve oluşturulacak olan marka yolculuğundan şirket içi çalışanlarının haberdar olup ona uygun davranılması gerektiğini bilmeleri şarttır. Marka çalışmalarda markaya uygun olmayan veya markanın yetkinliklerine sahip olmayan çalışanlarda çıkacağından insan kaynakları departmanlarıyla ortak bir çalışma yürütmekte gerekir.  Ayrıca hemen markalaşalım ve satışlarımıza hemen yansısın gibi bir durumda söz konusu değildir. Markalaşmak isteyen şirket veya kuruluşun marka danışmanına güvenmesi ayrı bir önem taşır. Markanızı emanet edeceğiniz marka danışmanı markanız ile doğru empati frekansında olması gerekir.  Markalaşmak emek, ciddiyet, sabır, tutarlılık ve zaman ister…
 
Kimlerin markalaşma sürecini yönetiyorsunuz?
 
Gizlilik sözleşmelerimden dolayı marka isimi veremiyorum. Ama şu an, markalaşma adı altında sektöre yeni girecek olan iki markayla birlikte, halen devam eden bir global markanın marka strateji danışmanlığını yapıyorum. Ayrıca bireyler özelinde kişisel marka danışmanlığı yaptığım danışanlarım da var. Önümüzdeki dönem içinde, sevgili Ece Vahapoğlu’nun yeni gerçekleştireceği sürpriz bir oluşum içinde markalaşma çalışmalarına şimdiden başladık bile…
 
Ben bir marka kuracağım. Bir marka danışmanı olarak aşama aşama yapmam gerekenleri bana söyleyebilir misiniz? Adımlarım neler olmalı?
 

 
İyi bir marka olmanın yolu nereden geçiyor. Hangi 3 kavram iyi bir markayı tanımlar?
 
Bir marka kurup ticari hayata atılanlar veya atılmayı düşünenler veya kişisel marka olmayı hedefleyenler için rehber niteliğinde olan Ben Marka Olsam kitabımda da belirttiğim gibi iş kurmakla marka yaratmak arasında aslında ciddi benzerlikler vardır. Öncelikle iş kurmadan önce yapmanız gereken en önemli adım, kuracağınız işin bağlı olduğu sektörü ve rakiplerinizi iyi tespit ediyor olmanız gerekir. Tüm bu tespitlerden sonra, işin bulunduğu sektördeki konumlandırmasını, hedeflediğiniz konumu ve hedef kitleyi doğru analiz ederek, başarı kriterine doğrudan etki edebiliriz.   Tüm bu süreçleri doğru şekilde analiz edip yönettikten sonra kuracağınız işin hizmet alanına göre, vizyonunuzu oluşturmanız gerekir. Bu noktada ki en büyük hedef kuracağınız iş ile Tüketicinin  zihninde nasıl bir yer edinmek istemenizde birlikte rakiplerinizden farklı onlara ne tür ürün/ hizmet sunabileceğiniz de sizi rakiplerinizden ayıran en önemli özellik olacaktır. Yeni marka kurmak isteyenler veya kişisel marka olmak isteyenler için yöntemlerin ve yaşanmış hikayelerin yer aldığı 3. kitabımda da Kasım ayının sonunda okuyucuyla buluşacak
 
Siz bir marka kurmayı düşünmüyor musunuz?
 
Öncelikle ben bir kişisel markayım yani benim markam Didem Moralıoğlu..
Kişisel marka olarak da hem kurumlara ve hem de kişilere markalaşma ve farklılaşma adın altında 360 derecelik marka iletişim danışmanlığı hizmeti veriyorum.
Globalleşen dünyada üretim ve ticaret dinamiklerinin yanı sıra, tüketici isteklerinin de dönüşüme uğraması, marka sahiplerinin sınırlı kaynaklarını nasıl, nerede ve ne zaman harcamaları gerektiği konusunda bir marka danışmanına ve marka danışmanından alacağı marka danışmanlık hizmetine ihtiyaçlarını da arttırdı. Hatta artık markalar için geleneksel marka iletişimini gözden geçirerek bir marka danışmanı gözetiminde yeni marka iletişimine evrilmek bir zorunluluk haline geldi.
 
İster bir startup sürecinde olun, isterseniz markanızın yenilenmeye ihtiyacı olduğunu düşünün, Didem Moralığolu'ndan alacağınız 360 ° marka danışmanlığı ile farklılaşmak, işinizi ileriye emin adımlarla taşıyan bir karar olacaktır.
 
Son olarak; hepimizin birer marka olduğunu varsayacak olursak, okuyucularımıza bu süreçteki (süreç hayat olsa gerek) tavsiyeleriniz neler?
 
Lütfen kitap okusunlar. Ben marka olsam kitabımda da değindiğim gibi biz toplum olarak çok okuyan bir toplum değiliz. Unesco'nun yaptığı araştırmalarda Türkiye'de %6 ‘lık bir okuma oranının olduğunu Avrupa'a baktığımızda ise, bu oranın %40 lara çıktığını düşünürsek daha gitmemiz gereken çok yol var sanırım.
Hatta en son yaptığım eğitimlerin birinde sunuma 10 tane kitap ismi yazdım. Normalde o çağdaki öğrencilerin okumuş olması gereken çok değerli eserlerdi. İnanın 700/800 kişi vardı sadece 2 kişi okumuştu. İşte okumama durumumuz bu anlamda beni ciddi endişeye düşürüyor .Çünkü markalaşmanın da en önemli kuralıdır bu. İligili konu hakkında okumak araştırmak gerekiyor. Okumadığımız zaman geliştiremeyiz kendimizi.

Ben her kitap yazım sürecinde ki bu bir buçuk seneyi bulur sektördeki tüm kitapları okuyup kendime bir vizyon oluştururum. Çünkü her kitap birbirlerinin rakibidir. Rakibin ne dediğini bilmek gerekir ki onlarla ilgili argüman oluşturabileyim. Katıldığım ve katılmadığım yerleri çıkarabileyim.
 
Bir de artık mutsuzlukla besleniyor ve hep neden sorusunu soruyoruz kendimize. Mesela işten çıkarıldınız  hemen neden beni işten çıkardılar diyoruz yada sevgiliniz sizi terk etti neden ben terk edildim diye soruyoruz.. Neden dediğinizde bir sarmala giriyorsunuz ve daha fazla mutsuz olup bu mutsuzluğu her tarafa yayıyorsunuz. Biz nedenleri nasıla dönüştürebilirsek kişisel gelişimde markalaşma sürecini başlatabiliriz. Çünkü nasıl daha pozitif bir sorudur. Onun için de her zaman kazanımlara odaklanmak gerekiyor.





EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK



Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X