Huban Ayşem İle Moda Üzerine

Huban Ayşem sıcaklığı ile içimizi ısıttı; röportajdan çok sohbet tadında geçen keyifli bir yolculuk sizleri bekliyor. Tatlı halleri, doğallığı ve içtenlikle verdiği cevaplar her birimize bir şeyler katacak cinsten...

Huban Ayşem İle Moda Üzerine
Yayın Tarihi: 26.05.2016 00:00:00

 

 

Huban Ayşem, Posta Gazetesi`nde hazırladığı `Son Ütücü` köşesiyle dikkat çeken moda editörlerinden... Bizi çok sıcakkanlı bir şekilde ağırlayan Huban Ayşem ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Posta gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay`ın eğlenceli odasında gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde, Huban Ayşem`in keyifli dünyasına konuk olduk. Umarız siz de bizim kadar keyif alırsınız..

İsminizin anlamı nedir?

"Huban" farsça bir isim. "Hub" güzel demek, "an" da Farsça`da özel isimlere gelen çoğul eki…Yani "Huban", "Güzeller" demek..

Tam farslık aileden mi diyecekken kendisi açıklıyor. Farslık ailede yok. Gayet sözlükten açıp bulmuşlar ismimi.. Bu arada da Ayşem de soyadım değil, gerçek soyadım Gülçur.

Gazete nasıl başladı?
 
İTÜ’nün çift lisans programında  Moda Tasarım bölümünü biritip, Paris Esmod’a geçtim. Orada okurken gelecek kaygılarım başladı. Aslında Moda Tasarım okurken de tasarımcı olmayacağımı biliyordum. Moda sektöründe bulunmak istedim; fakat tasarımcı olmak istemedim. İş aramaya başladıktan sonra karşıma `Traffic Magazine` isimli dergi çıktı , genel yayın yönetmeninin asistanlığını yapmaya başladım. Her şey çok keyifliydi, ama artık İstanbul’da da bir şeyler yapmak istiyordum. Dergi tecrübemi kolumun altına alıp İstanbul’a geldim. Tesadüf üzeri Posta gazetesinden bir arkadaşımla bir dergi için görüşmek üzereydim; yoğunluğundan dolayı beni ofisine çağırdı. Gazeteye girdiğimde toplantı vardı, beni de çağırdılar. Muhabbetimiz çok güzel gitti, ortak konularda buluştuk. Rıfat Ababay “Sen de bize yazı yazsana” dedi…Son Ütücü böyle başladı..
 
Sivri dilli eleştirilerinizle biliniyorsunuz, yaptığınız eleştiriler yüzünden tepki aldığınız oluyor mu?
 
Hep soruluyor bu soru, birincisi her şeyden önce bu bir format. Biz bu köşeye başlarken bir konsept oluşturduk. Köşenin maksatı provokatif bir şekilde mizah yapmak. O yüzden sadece moda yazmıyorum. Bu yüzden herkese hitap etmeye çalışıyorum. Kimileri çok beğeniyor, kimilerinin ise hiç tarzı değil; zaten herkes beni sevsin endişesi yaşasaydım bu işi yapmazdım. Ama genelde insanlar olgunlukla karşılıyor, kötü tepkiler çok almıyorum. Tanıdığım insanları da eleştiriyorum, onlardan daha çok “haklıymışsın sen söyleyince fark ettik” yorumları alıyorum. Şu ana kadar iki kişi saygısızlık yaptı, bir tanesi de arayıp özür diledi; üstelik konunun onunla alakası olmamasına rağmen, konuyu anlayınca da çiçek gönderdi… 
 
Stilini beğendiğiniz ünlüler kimler?
 
Bu soruyu ikiye ayırıyorum kimseye haksızlık etmemek adına. Cemiyet ve magazin hayatı diye iki ayrı sınıfa ayırmak gerekiyor. Bence iyi giyinmek alt yapı ve görgü ile alakalı. Estetik zevki olmalı insanın. Henüz yeni piyasaya çıkmış, var olma çabasındaki bir genç kız ile Derin Mermerci`yi kıyaslamak haksızlık olur. Cemiyet hayatında Derin’i,  Arzu Sabancı`yı çok beğeniyorum. Zaman zaman beğendiklerim de var; Felyal Gürman hoşuma gidiyor, kendi tarzında bence çok başarılı.. İnsanları kişisel zevklerime göre değil, objektif olarak değerlendiriyorum. Gülşen başarılı… Magazinde Burcu Esmersoy’u beğeniyorum. Burcu da zaman içinde kendini çok geliştirmiş biri. Mert Aslan’la çalışmaya başladıktan sonra kendini çok geliştirdi. Serenay keza öyle… Şu an inanılmaz hoşuma gidiyor; ama eskiden en çok eleştirdiğim isimlerden biriydi. Özellikle bir görüntüsü gözümün önünden gitmiyor: İstanbul Moda Haftası’nda; jean şort, üstünde forma tarzı numaralı bir tişört, 15 yıllık demodenin demodesi olmuş Louis Vuitton çantası, her şeyi çok alakasızdı, üstelik 18 yaşlarındaydı. Oysa şimdi çok güzel giyiniyor. Bunlar hep alt yapı gerektiren, zamanla olan şeyler…
 
Geldik, merakla beklenen rüküşlere…
 
Rüküşleri sadece magazin dünyasından sayayım, Hande Yener’ i çok rüküş buluyorum. Yıldız Tilbe çok rüküş, fakat kendisini çok severim…Demet Akalın rüküş olmasına rağmen bir tarzı olduğunu inkar edemem, kendine yakıştırıyor. Bülent Ersoy çok büyük bir tarz sahibi, Bülent Ersoy’u kimse ile kıyaslayamayız, o bir karakter…Onun normal giyinmesi abesle iştigal olur. Amerika’da herkes Lady Gaga diye konuşuyor, bizde yıllardır var... Zeki Müren, Bülent Ersoy bunlar bir daha gelmeyecek isimler. Bunlar tipi, tarzı olan insanlar…
 
 
Dünyaca ünlü markalardan favorileriniz hangisi?
 
Dünyaca Ünlü markalardan favori belirtmek aslında çok yanlış. Çünkü eskiden Christian Dior, Christian Dior’du… Ta ki adam ölene kadar; ondan sonra başında hangi tasarımcı varsa, o markayı öyle değerlendirmek gerek. Raf Simons bu yüzden Christian Dior’dan ayrıldı, olmadı çünkü..  Alber Elbaz, Lanvin’ i seviyordum, yarın sevecek miyim bilmiyorum.. Bundan 10 yıl öncesine kadar kimse Balmain giymiyordu. Olivier başına geçince, birden çok popüler oldu. Şimdi Balmain için millet birbirinin saçını başını yoluyor. Yani dünyaca ünlü markaları başlarında ki tasarımcıları ile değerlendirmek lazım. 
 
Peki.. Hazır konusu açılmışken onu da sorayım; olaylı H&M Balmain iş birliğine gittiniz mi?
 
Gitmedim, çok kalabalık olacağını biliyordum. O kalabalıklarda alışveriş yapamam. Ama orada neler olacağını gözlemlemeye gidecektim, yoldaydım aslında. Gelmek üzereyken orada olan bir arkadaşım SnapChat’ ten bana video yollayınca geri döndüm. O kadar kalabalığa giremem, fena olurum diye hemen döndüm. Gitmediğime de pişman değilim. Hatta olay yaratan, önceden satış yaptığı ispatlanan videoyu manşetten haber verdik, sonra H&M de onunla ilgili özür maili attı. Yanlış bir davranıştı; Feryal Gülman kapıdayken, Umut Eker`i içeri almaları hataydı. Ya da alıyorsan, bir ayrım yapıyorsan, kime göre neye göre yapıyorsun. “H&M demokratik bir marka, kimseye ayrımcılık yapmıyoruz” diyorsan, kendi içinde çelişiyorsun. Onlar da bu çelişkiyi yarattıklarını fark edip özür maili attı. Art niyet olmadığına eminim ama yanlış bir davranıştı. Seneye böyle olmayacağını düşünüyorum.
 
Asla  giymem dediğiniz bir şey varmı?
 
Giymeyeceğim bir şeyler vardır elbet, ama asla diyemem. Hayatımda neye asla dediysem yaptım. Fakat yaptığım gözlem sonucunda şunu fark ettim; sezon başında beğenmediğim çoğu şeyi, gördükçe gözüm alışabiliyor. Genel olarak kendime öyle kurallar koymuyorum. Ama geriye dönüp baktığımda bunu nasıl giymişim dediğim zamanlar oluyor…

Bir televizyon deneyiminiz oldu, tekrar böyle bir şey düşünüyor musunuz?
 
Evet. Işıl Reçber ve Hakan Akkaya ile jüri olduğum Patron isimli program. Patron çok iyi bir televizyon deneyimiydi ve ilkti benim için. Zaman içinde gelen teklifler oldu, hala da devam ediyor. Haftanın beş günü program yapmak çok yoğun bir tempo.. Genel olarak, iş hayatına geri dönüşü iyi olan projeler seçmeye çalışıyorum. Ses getirmeyecek işler yapmak istemiyorum. Bazı teklifler var, zaman ne gösterecek şuan bilmiyorum..
 
 
Bu sene dolabınıza neler eklediniz?
 
İnanmayacaksın, daha kış alışverişine çıkmadım. Benim alışveriş yaparken şöyle bir tarzım vardır. Bazı şeylere çok paralar veririm, bazılarına ederi olsa bile vermem. Hazır giyimde, günlük kıyafetlerin çoğunu H&M, Zara, Koton gibi markalardan alırım. Ceketlerimi, paltolarımı lüks segmentlerdeki markalardan alıyorum. En çok Givenchy bana hitap eden markalardan. Genelde toplu alışveriş yapmayı severim.
 
Haber: Gizem Gülmek  |  Fotoğraf: Merih Kohen  | 







EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK



Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X