Çağımızın hastalığı marka bağımlılığı

Nöroloji uzmanı Dr.Mehmet Yavuz ile modern hayatın kişiler üzerinde yarattığı ruhsal dengesizliklerden biri olan `marka bağımlığı`nı konuştuk.

 

 

Çağımızın hastalığı marka bağımlılığı
Yayın Tarihi: 13.01.2010 12:12:00

Modern hayat gelişmenin ve ilerlemenin çağı olduğu kadar aynı zamanda bütün bunların bedellerinin yabancılaşma, bastırma ve inkarla ödendiği bir yaşam biçimi de oldu. Bir tarafta zenginlik, çeşitlilik, alternatifler, farklı yaşam stilleri varken madalyonun diğer tarafında ise yoğun bir iletişimsizlik, kopukluk ve yalnızlık var. Toplum üzerinde giderek belirginleşen gelir dağılımının insanlar üzerinde yarattığı baskılar, psikolojik rahatsızlıklara sebep oluyor. Nöroloji uzmanı Dr.Mehmet Yavuz, modern hayatın kişiler üzerinde yarattığı ruhsal dengesizliklerden biri olan "marka bağımlığı"nı anlattı.

Marka bağımlılığı nedir?

Bireylerin tüketim davranışı ve bu esnadaki seçimleri olarak “takıntılı biçimde marka kullanımı” günümüz insanının kendine ve hayatına değer kazandırma çabası olarak tanımlanabilir. Bireyler aldıkları ürünün kendi yaşam statülerini etkilediğini düşünerek marka ürünleri tercih edebilirler. Zamanla marka ürünleri satın alma yönelimi bir bağımlılık haline dönüşebilir.  Kişilerin marka ürünleri tercih etmelerinde etken rol oynayan birçok neden olabilir. Belirli başlıklarda ele alacak olursak aile, çevre ve medya tüketim sürecinde oldukça etkilidir.

Ailelerin tutumları marka bağımlılığına yol açabilir mi?

İnsan yaşamında, doğumdan önce başlayan ve hayatın sonuna kadar etkisini sürdüren bir kurum olarak aile, fizyolojik olduğu kadar ekonomik, kültürel ve toplumsal yönleriyle de kişinin ruhsal gelişimini, davranışlarını biçimlendirip yönlendirir. Ailelerin demokratik veya otoriter tutumları, kişilerin küçük yaşta marka ürünleri tercih etmelerine ortam yaratır. Çocuklarını güven ortamında yetiştiren aileler onların fikirlerini, deneyimlerini önemserken, otoriter aileler çocuklarına kendilerini ifade etme özgürlüğü tanımazlar. Bu şekilde çatışmalar içinde büyüyen çocuklar, kültürel ve sosyal eksikliklerini gidermek adına belli marka ürünleri tercih edebilirler ve bu şekilde toplum üzerinde baskın olmaya çalışırlar. Çocuklar ergenlik döneminden itibaren kendilerini topluma ve çevreye, kabul ettirmeye çalışırlar. Bu dönemde kullandıkları pahalı marka kıyafet, telefon, bilgisayar vb. ürünler onların çevrede daha etkin oldukları fikrine yol açar ve marka bağımlığına sebep olabilir.

Çevre ve reklamlar da kişi üzerinde psikolojik baskı oluşturabilir değil mi?

Kişiler kendi isteklerini göz ardı ederek çevreden edindikleri bilgi çerçevesinde kararlarını verebilirler. Markaların satış kotalarını artırmak adına yaptıkları reklamlar, kişileri yönlendirir. Markaların, ürünlerinin gerçekçi özelliklerini sunmak yerine, sanki bireye yepyeni bir yaşam biçimi sunuyormuş gibi tanıtmaları bireyi bu markayı alma zorunluluğuna sokabilir. Diğer faktör olan çevre de insanların tercihleri konusunda oldukça etken. Çevresindeki iş arkadaşlarının, yakın dostlarının kullandığı birçok marka da psikolojik olarak kişi üzerinde bir baskı oluşturur. Buradaki amaç hem o çevrede etken olabilmek ve gelişen dünyaya ayak uydurmaya çalışmak.

Sonuçta seçme özgürlüğünü kullanan bireyler mi yetiştirmek gerekiyor?

Aile daha çocukluk çağından başlayarak karşısındaki bireye değer verip saygı göstermeli. Çocukların kendine olan güvenlerinin sağlıklı bir şekilde oluşması için çabalamalı. Bu şekilde yetişen bir çocuk, kendini değerli hissetmek için pahalı markalara ihtiyaç duymayacaktır. Toplumda yer edinebilmek adına marka ürünleri tercih eden bireyler yetiştirmek yerine seçme özgürlüğünü kullanan bireyler yetiştirmek tabii ki önemli ve gerekli.

 

Haber: Pemra G. Abasıyanık  | 



 

 




EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



TRENDUS LOOKBOOK



Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X